Yazar: Ebru ŞEN

Ülkeme, milletime faydalı ve bilinçli bir mühendis olarak hizmet etme amacıyla devamlı gelişen ve gelişmek için çaba gösteren nesillerden olmak dileğiyle...

Dünyayı saran yangınlar, küresel ısınmanın daha da ciddiye alınmasına neden oldu. Yıllardır küresel ısınma nedeniyle iklim değişikliğine dikkat çekmek için savaş verilmekteydi. Ne kadar ciddi bir problemle karşı karşıya kaldığımızı çok acı bir şekilde öğrendik. Ne yazık ki… Bu tarz bir felaket karşısında toplum olarak elden gelen imkanlar kısıtlı. Fakat iklim krizine tüm insanlık olarak göğüs germek zorundayız. Kimse tek başına bu sorunu çözemez. Bu problem artık milli sorun değil global bir sorun olarak karşımızda ve birçok problemi de beraberinde getirecek. Bunlardan biri de göç zorunluluğu. İklim Değişikliğinin Getireceği Sorunlar Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı ve Türkiye İklim Değişikliği Başmüzakerecisi…

Devamını Oku

Yangınlarda dolaylı da olsa hepimizin bir payı olduğunu hiç düşündünüz mü? Sadece Türkiye yanmıyor, Dünya’nın bir çok yerinde bu tarz yangınlar mevcut. Küresel ısınma dediğimiz ama kimsenin dikkate almadığı gerçekle yüz yüzeyiz. Yıllardır  iklim değişiklikleri görmezden gelinmekteydi. Bu kadar canımız yanmadan keşke bu durumu anlayabilseydik. Peki Şimdi Ne Yapmalıyız? 1. İlk Fidanlar 11 Kasım’da Ekilecek Bazı araştırmacılar yangınlar söndükten sonra ormanların 1 yıl en azından kendi haline bırakılması gerektiğini söylüyorlar. Fakat o kadar vakit beklemek ne kadar doğru olur tartışma halinde olduğu için, 11 Kasım’da yağmurların başladığı vakitlerde arazi çalışması ile birlikte fidanlar dikilecek. Doğanın kendini iyileştireceği yerler de var…

Devamını Oku

İklimdeki değişiklik dikkatinizi çekiyor mu? Son 20 yılın en çok sıcaklık farkı yaşanılan dönemdeyiz. Bu iklimsel değişikler  buzulların erimesine neden oluyor ve oradaki biyoçeşitliliğin olumsuz etkilenmesine yol açıyor. Buna karşı Avrupa’da yeni tedbirler alınıyor. Yeşil Mutabakat da bunlardan birisi. Avrupa Yeşil Mutabakatı Nedir? AB ekonomisini sürdürülebilir bir ekonomik şekle dönüştürmek için yeni bir gelişim stratejisi ve küresel iklim değişikliğine karşı verilen bir yanıt olarak değerlendiriliyor. Bu yeni büyüme stratejisi ile AB, 2050 yılında net sera gazı emisyonlarının olmadığı ve ekonomik büyümenin kaynak kullanımından ayrıştırdığı; gelişmiş, kaynakları verimli kullanan ve rekabetçi bir ekonomiye sahip, adil bir topluma dönüşmeyi amaçlıyor. Aynı zamanda…

Devamını Oku

Geri dönüşümde basit görünen ama en önemli etken atıkların ayrıştırılmasıdır. Atıkların cinslerine göre ayrıştırılmasından sonra geri dönüşecek maddeler ham madde oluşumu için işlem görmeye gider. Bazı atıkların cinslerini anlayamama gibi etkenlerde söz konusudur. Atıkların geri dönüşümü konusunda firmalar ciddi bir oluşum içerisinde. Atıktan kasıt sadece çöpe attığımız şeyler değildir. Mesela; Araba fabrikasında üretim fazlası oluşan atıklar, Mobilya fabrikasında artık malzemelerde atık olarak nitelendirilmektedir. Bu tarz atıklar geri kazanım sonrası ham madde olarak yeni ürüne tekrar dönüşür. Ayrıştırmadaki eksikliklerin giderimi için Sydney Üniversitesi’nde bulunan araştırmacılar farklı türde geri dönüştürülebilir atıkları tanıyan, sıralayan ve ayıran bir geri dönüşüm robotu geliştirme aşamasındalar. Bu…

Devamını Oku

Marmara da musilaj sorunu devam ederken bir de hidrojen sülfür sorunu ortaya çıktı. Hidrojen sülfürün olması denizde yeterli oksijenin kalmadığına işaret ediyor. Verilere göre 2019 yılında böyle bir durum yoktu.  Çınarcık Çukuru’nda oluşan bu gaz ciddi sorunlara yol açacak. Denizin oksijensiz kalması demek bizim de oksijen kalmamıza işaret… Hidrojen Sülfür Gazı Nedir? Hidrojen sülfür renksiz, yanıcı ve yüksek derecede toksik bir gazdır. Sanayiden dolayı hidrojen sülfür salınımları istenmeyen kokulara ve aşınmaya neden olur. Düşük dozlarda bile merkezi sinir sistemi üzerinde etkiye sebep olur. Hidrojen sülfür yeterli havalandırmanın olmadığı kuşatılmış yerlerde ve zemindeki çukurlarda birikir. Bu nedenle dibe çöker. Renksiz, yanıcı…

Devamını Oku

Deniz Salyası (Musilaj) Nedir? Deniz salyası, biyolojik ve kimyasal birçok koşulun bir araya gelmesiyle oluşan, fitoplankton olarak adlandırılan bitkisel canlıların aşırı çoğalması, deniz sıcaklığının yükselmesi ve buna bağlı olarak bakteriyel aktivitelerin artmasıyla oluşan sümüksü, yapışkan bir yapıdır. Başka bir deyişle aşırı organik faktörlerin etkisi sonucu oluşan bir biyolojik olaydır. Sonucu doğa olayı olabilir ama buna neden olan başka şeyler olduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Göllerde nasıl ötrofikasyon olaylarını görüyoruz ve sonucunda yakın fabrikaların atık su deşarjına maruz kalmış sonucu ortaya çıkıyor aynı şey olmuş olabilir mi? Musilaj Nasıl Oluşabilir? Marmara Denizi’nde bir süredir sıcaklığın normalde olması gerekenden 2-3 derece yüksek olması.…

Devamını Oku

Plastik Nedir? Plastik petrolden elde ediliyor. Bu yüzden petrol fiyatları arttıkça plastiğin fiyatı da artar. Plastik polimer bileşik sınıfına giriyor. Polimer monomer adı verilen küçük moleküllerin kovalent bağlarla birbirine bağlanmasıyla oluşturduğu iri moleküller olarak tanımlanmaktadır. Günümüzde yaygın olarak kullanılan plastiklerin bir bölümünün camsı geçiş sıcaklığı, Tg oda sıcaklığının üzerinde. Bilindiği gibi Tg’nin altında polimerler camsı ve kırılgandır. Bu sıcaklığın üzerinde ise genellikle kauçuğumsu davranış gösterirler. Ve çarpma dirençleri yüksek olur. Selülozikler, viniller, akrilikler gibi polimerlerin camsı geçiş sıcaklıkları kullanılır. Buna tipik örnekler PVC’dir. Plastik Atık Ticareti Plastikler doğada uzun süreler çözülmeden kalabildiği için plastik çöpleri dünya çapında doğaya zarar veriyor.…

Devamını Oku

İspanya’da bilim insanları yapılan araştırmaya göre ilk kez Caretta Carettaların kaslarında plastik atık buldular. Antropojenik etkilerin deniz canlılarını çok etkilediği görüyoruz.  Sadece fiziksel değil kimyasal da etki büyük. İnsanlar üzerinde de aynı etkiyi yapıyor olması mümkün. Nesli tükenmekte olan canlıların bu şekilde çevresel kirliliğe maruz kalarak daha kötü etkilendiğini görüyoruz.  Kas Gramı Başına: 6-10 Nanogram 2014–2017 döneminde ölü bulunan 44 kaplumbağada yapılan analizlerde, hepsinin kaslarında plastik katkı maddelerine rasladılar. Bunlar, kas gramı başına 6-100 nanogram arasında değişen konsantrasyonlara sahip. Bu ciddi bir rakam söz konusu olup konuyla alakalı harekete geçmeliyiz. Çünkü sucul canlı ekosistemine ve kendi neslimize büyük zarar veriyoruz.…

Devamını Oku

Bir virüs, sadece diğer organizmaların canlı hücrelerinde çoğalabilen küçük bir enfeksiyon yapıcı ajandır. Bu yüzden şu anki dünya düzeninde hijyen kurallarına dikkat ederek virüsün açık hücrelerimize girişini önlemeye çalışmalıyız.  Virüsler, hayvanlardan ve bitkilere, bakterilerden alglere kadar her türlü yaşam formuna bulaşabilir. 1892’de Dmitri Ivanovsky, tütün bitkilerini enfekte eden, fakat bakteriyel olmayan bir patojen tanımladı. 19. yüzyılın sonunda virüsler keşfedildi. Günümüzde milyonlarca türü olduğu bilinen virüsler, yeryüzündeki hemen hemen her ekosistemde bulunuyor ve en çeşitli biyolojik varlık. Eğer bir virüs enfekte olmuş bir hücrenin içinde veya bir hücreyi enfekte etme sürecinde değilse, bağımsız parçacıklar şeklinde bulunur. Virion olarak da bilinen bu viral…

Devamını Oku

Atık Yönetimi Geleceğimizi Kurtaracak İnsanoğlu yaşamını sürdürdüğünden beri atık oluşumu da beraberinde başladı. Yaşamsal faaliyetlerin standardına bakmaksızın az çok atık oluşumu mevcut. Eskiden çöp, yakın zaman atık fakat şu an enerji gözüyle baktığımız hazineler hayatımızda önemli bir yer kaplıyor. Ciddi bir atık oluşumu var ve biz bunu hayatımıza katabilecek teknolojileri sağlamaya çalışıyoruz. Geri kazanım sadece fiziken olan bir şey değil. Bakteriler ile biyolojik olarak da sürdürülebilirlik katabildiğimiz kazanımlar mümkün. Bu noktada bireysel ve devlet olarak konuya eğilimi artırıp gelişime devam etmeliyiz. İleride yaşamımızın mevcut ihtiyaçlarını bile karşılayamayacak duruma gelmemek için herkes elini taşın altına koymalı. Ham maddedeki geri kazanım hem…

Devamını Oku