İspanya’da bilim insanları yapılan araştırmaya göre ilk kez Caretta Carettaların kaslarında plastik atık buldular. Antropojenik etkilerin deniz canlılarını çok etkilediği görüyoruz. Sadece fiziksel değil kimyasal da etki büyük. İnsanlar üzerinde de aynı etkiyi yapıyor olması mümkün.
Nesli tükenmekte olan canlıların bu şekilde çevresel kirliliğe maruz kalarak daha kötü etkilendiğini görüyoruz.
Kas Gramı Başına: 6-10 Nanogram
2014–2017 döneminde ölü bulunan 44 kaplumbağada yapılan analizlerde, hepsinin kaslarında plastik katkı maddelerine rasladılar. Bunlar, kas gramı başına 6-100 nanogram arasında değişen konsantrasyonlara sahip. Bu ciddi bir rakam söz konusu olup konuyla alakalı harekete geçmeliyiz. Çünkü sucul canlı ekosistemine ve kendi neslimize büyük zarar veriyoruz.
Plastik atık ile canlıların beslenmeleri öldürücü sonuçlara yol açıyor. Her şeyde önce bizim gibi onlarında yaşamaya hakkı var ve biz bunu bilinçsiz davranarak ellerinden alıyoruz. Pekala kimse denize çöp atmadan da yaşayabilir diye düşünüyorum.
Temel beslenmesi denizanası, sardalya ve kalamara dayanan kaplumbağalar, plastik poşet, şişe kapağı ve yüzen plastik parçalarını da ister istemez tüketiyor. Bu tabi sadece kaplumbağalar için geçerli değil sucul canlıların hepsi bu duruma maruz kalıyor.
Endokrin Sistemini Bozan, Nörotoksik ve Hatta Kanserojen
Ekip, plastiklerde kullanılan, hormon düzenleyici endokrin sistemini bozan, nörotoksik ve hatta kanserojen olan 19 katkı maddesini analiz etti. Bunlar arasında alevlenme geciktirici özellikleri nedeniyle plastiklere eklenen organofosfor bileşikleri de var. Organofosfor, analiz edilen tüm deniz kaplumbağalarında çıktı.
İnsanların Beslenmesinde ve Soluklanmasında
Bu plastik atıkların deniz kaplumbağalarının doğurganlığını olumsuz etkilediği ve kansere yakalanmalarına yol açtığı tahmin ediliyor. Ejarrat, kaplumbağaların mustarip olduğu bu etkilere insanların da maruz kalabileceği uyarısını yaptı:
“Bu bileşikleri balıklar yoluyla beslenmemize ve hava yoluyla nefes almamıza dahil ediyoruz, böylece onları emiyoruz ve kendi yapımıza bağlı olarak her birimizin organizması ve metabolizması er ya da geç etkilenebilir.”
Sağduyu ile baktığımızda sadece insan evladına mı zararı dokununca harekete geçmeliyiz? Doğaya zaten asıl zararı veren bizler değil miyiz? Bunları biraz düşünmek gerekiyor. Bu dünya sadece bizlerin değil. Belki bu bilinci edinirsek daha kolay ilerleyecek her şey.
Önlemler
- Öncelikle bireysel ve doğrultusunda toplumsal bilinç kazanmalıyız.
- Çevreye yapılan her hareketin bize dönüşleri olacağını bilerek davranmalıyız.
- Her şeyden önce sucul ekosisteme dikkat etmeliyiz.
- Çöpü olması gereken yere atmalı ve bunun erdemli bir davranış değil alması gereken normal bir davranış olduğunun farkına varmalıyız.
- Plastik kullanımına dikkat etmeliyiz hem ham madde açısından hem de doğaya zehir etkisi yapan bu materyal için daha bilinçli davranmalıyız.
- Sıfır kirlilik mümkün değil fakat sıfır kirliliğe yakın olmak mümkün.
- Sürdürülebilir ve temiz bir yaşam sürmek için elimizden geleni yapmalıyız.
- Gelecek bizim elimizde…
Referanslar:
- https://tr.sputniknews.com
- https://gaiadergi.com
- https://www.cevrehaber.com.tr
- https://cdn1.ntv.com.tr
- https://www.resizenow.com

