İnsanlık tarih boyunca birçok mücadeleye girdi. Sınırlarını genişletmek için, daha da güçlü ve zengin olmak için ve hatta fikirlerini empoze etmek için birbirleriyle savaştılar. Kimi zamanda hayatta kalmak için vahşi hayvanlarla savaştılar. Bunlar yumruğun nereden geleceğini bildikleri görünür düşmanlardı. Tarihte bunun tam tersi olan, görünmeyen, tahmin edilemeyen pek çok düşman oldu. Doğal afetler… Ne zaman, nerede ve ne denli bir büyüklükte görüneceğini bilemedik. Salgın hastalıklar… Veba, grip ve covid gibi salgınlar bizleri çaresiz bırakan büyük sınavlardandı. Birçok kişi bu görünmez düşmanlardan birisiyle daha tanışmamıza ramak kaldığını ve doğuşuna tanıklık ettiğimizi düşünüyor. Evet, doğru tahmin ettiniz. Yapay zekadan bahsediyorum. Adını herkes biliyor ancak ne kadar güçlü olduğunu/güçlenebileceğini ve ilerleyen zamanlarda neler yapabileceğini kimse kestiremiyor. Bu korkunun oluşmasına sebep olan, sinema sektörünün haricinde, tarihimizde pek çok olay var. Gelin bu olayları birlikte inceleyelim.
1. Satranç Müsabakası
Garry Kasparov 1985 yılında aldığı en genç dünya şampiyonu ünvanını 2024 yılına kadar elinde tutmayı başaran Rus satranç büyük ustasıdır. Ayrıca Kasparov 1984’ten 2005’e kadar da dünyanın en iyisi ünvanını korumuştur. 1996 yılında IBM firması geliştirdiği Deep Blue adlı yapay zekayı büyük ustanın karşısına çıkarır. Deep Blue, saniyede 100 milyon hamleyi analiz edebilen ve stres, moral bozukluğu gibi durumlardan etkilenmeyen bir süper bilgisayardır. Ancak şöyle bir durum var ki, öğrenen bir mekanizma değil. Yani bir önceki maçta olanlardan bir ders çıkarmıyor. Kasparov’a göre bildikleri çok sınırlı. Satranca dair tüm bilgisini 5 tane IBM araştırmacısı ve 1 adet profesyonel satranç oyuncusundan almış. Deep Blue’nun kazandığı ve beraberlik aldığı oyunlar olsa da Kasparov rakibinin analiz edemeyeceği bir silahı kullanarak maçı 4-2 kazandı. Feda…
Deep Blue’yu daha da geliştiren IBM, 1997 yılında ikinci bir maç istedi. Kasparov bu maçta ne kadar hazırlıklı olsa da, rakip insanın sezgilerini zorlayan bir oyun ortaya koydu. 6 oyunluk bu maçta, Deep Blue Kasparov’u 3.5-2.5 gibi bir skorla mağlup etti. Bu zafer, yapay zekanın sadece olasılık hesaplama ve analiz gücünden ibaret olmadığını, insan stratejilerini de analiz edebildiğini gösterdi.
Hikayenin detaylarını merak edenler, “Game Over : Kasparov and the Machine” adlı filmi izleyebilirler.
2. Jeopardy Bilgi Yarışması
Watson, IBM tarafından geliştirilen ve doğal dilde sorulan sorulara cevap verebilen bir yapay zeka programıdır. 2011 yılında yeteneklerini test etmek için Jeopardy programı düzenlendi. Watson’ın rakipleri, şimdiye kadar yarışmada en çok para kazanan Brad Rutter ve şampiyonluk ünvanını en uzun süre elinde tutan Ken Jennings’ti. Watson, yarışma boyunca internete bağlanmadan sadece depolandırılmış bilgi (yaklaşık 200 milyon sayfa ve hepsi yapılandırılmamış) içerisinde tarama yaparak doğru cevabı vermeye çalıştı. İlk oyunlarında Ken ve Brad sırasıyla 300.000 $ ve 200.000 $ ödül kazanırken Watson 1.000.000 $ kazandı. Burada olay sadece bir televizyon yarışmasının kazanılması değildi. Bu olayda odaklanılması gereken nokta, yapay zekanın dil algılama, bilgi işleme ve hızlı karar verme yeteneklerinin tüm dünyaya gösterilmesiydi. Bu olay, yapay zekanın dil tabanlı problemleri çözebileceğini ve geniş bilgi tabanlarından kullanılabilir bilgiyi çıkarabileceğini gösterdi. Muhtemelen sizinde aklınızdan aynı isim geçmiştir. Aaa Chatgpt bu… 😊
3. Go Oyunu Müsabakası
Go, belki de sezginin en belirgin derecede önemli olduğu oyunlardan biridir. Satranca nazaran daha büyük bir tahta olması, olasılık sayısının daha fazla olması ve şekillerin getirdiği fayda ile ilgili sezgiye dayalı bir strateji mekanizmasına ihtiyaç duyulması robot kardeşlerin işini daha da zorlaştırdı. Daha doğrusu onları geliştiren biz olduğumuza göre insanların mı demeliyim?
Google Deepmind şirketinin geliştirdiği Alpha Go adlı yapay zeka ile Koreli dünya şampiyonu Lee Sedol arasında Go müsabakası düzenlendi. Kasparov – Deep Blue müsabakasıyla aynı tarihsel öneme sahip olan bu müsabaka, Alpha Go’nun 4-1’lik galibiyetiyle sonuçlandı. Yine bu olayda da, insanları korkutan bir Go müsabakasının kaybedilmesi değildi. Heyecan verici (kimilerine göre korkutucu) olan, Alpha Go’nun öğrenmesiydi. Maç sonrasında, yapay zekaya Lee Sedol’ün tüm maçlarının yüklendiği ve taktiklerinin bilindiği iddia edildi. Ancak iddialar yalanlandı ve Alpha Go’ya yalnızca amatör oyuncuların maçlarının kaydedildiği ve onun kendi kendine yaptığı maçlarla kendini geliştirdiği açıklandı. Alpha Go oyun oynayarak öğrenen bir yapay sinir ağına sahipti. Bu ağ sayesinde de örüntü arama ve en iyi hamleyi bulma sürecini daha da iyi hale getirdi.
4. Diğer Örnekler
Yapay zeka ile insanın mücadelesi sadece bu üç örnekle sınırlı değil tabiki de. Diğer örneklerden evvel buraya kadar ki olayların bir çıktısını söyleyeyim. Mesela beklenenin aksine satranç ve Go müsabakalarında dünya şampiyonlarının yenilmesi bu oyunlara olan ilgiyi artırdı. Hatta Alpha Go’nun yeni ve sürpriz hamleleri, oyunun daha da iyi hale gelmesini ve yaratıcılığın artmasını sağlayacak. Bu arada profesyonel oyuncaların Alpha Go’yu yenecek taktikler geliştirmek için gruplar kurduklarını da söyleyelim.
Diğer örneklere geçecek olursak, 2017’de poker müsabakası düzenlendi. Libratus adlı yapay zeka programı dört üst düzey poker oyuncusu ile bir masaya oturdu. Libratus her oyun sonrasında deneyimini ve günün sonuçlarını, özellikle de kayıpları analiz ederek stratejisini daha da mükemmel hale getiriyordu. Libratus o kadar iyi oynayarak kazanmıştı ki, rakiplerinden biri “Sanki hile yapan birine karşı oynuyormuşum gibi hissettim.” diyerek durumu açıkladı.
2019 yılındaysa AlphaStar adlı yapay zeka bu sefer E-Spor alanında insanlara karşı galibiyet aldı. Sadece refleks değil; strateji, kaynak yönetimi, harita kontrolü ve zamanlama gibi kriterlerin etkilediği StarCraft II oyununda insan ile kıyaslanamayacak bir hız ve tutarlılık göstererek oyunu kazandı.
Müsabakalar bir yana, yapay zekanın bazı alanlarda insandan daha başarılı olduğu gayet anlaşılabilir. Örneğin, hava durumu tahminleri, çeviri sistemleri, yazılı/görsel içerik üretimi, finansal modelleme, kalite kontrol gibi işlemlerden bahsedebiliriz.
Hele DeepMind’ın AlphaFold modelinin, yıllardır çözülemeyen protein yapılarının 3 boyutlu katlanma sorunlarını çözmeyi başardığını biliyor muydunuz? Ya da yapay zekanın bazı tümör ve hastalıkları erken ve doğru şekilde saptayabildiğini..
Son Söz…
Şimdi korkmayalım mı yani? Ne olacak bu yapay zekanın gidişatı diye düşünüyorsunuz sanırım. Onu yok etmeye çalışmak ya da baskılamak doğru çözüm desek yanlış söylemiş oluruz. Bence önceki soyut düşmanlarımıza nasıl yaklaşıyorsak buna da öyle yaklaşmalıyız. Birlikte yaşamasını öğrenerek…
Yapay zekanın bizi nasıl daha güçlü hale getireceğini, hayatımızı nasıl kolaylaştıracağını bulmamız gerekiyor. Deprem, sel gibi doğal afetler sonrasında daha sağlam yapıları daha elverişli alanlara inşa etmeyi öğrendik (!). Salgın hastalıklara karşı aşılar geliştirerek bağışıklık kazanmayı öğrendik. Yapay zekayı bir düşmandan çok bir araç olarak görerek bilinçli şekilde kullanmalıyız. Yoksa internetin bilinçsiz kullanımı sonucunda yaşanan pek çok olumsuz senaryonun tekrarlaması hiç de uzak bir ihtimal değil. Kendi kendine öğrenebilen ve üretken olan yapay zeka, eminim çok daha korkutucu işlere imza atabilir. Umarım bu ihtimal sadece bir bilim kurgu filmi senaryosu olarak kalır.
Kaynakça:
- eksiseyler.com
- wikipedia.org
- bilimvegelecek.com.tr



