İnsanlık tarihini değiştiren icatların içinde ilk üçte rahatlıkla yerini alacak bir icat elektriktir. Bugün evlerde, okullarda, iş yerlerinde kullandığımız elektrik şehir elektriği adını alır. Peki biz bu şehir elektriklerini nasıl üretiriz?
Aslında mantık basittir. Elektrik elde etmek için hareket gerekir. İşte bu noktada hareket için yani mekanik enerji elde etmek için değişik yöntemler gereklidir. Fosil yakıtlı santrallerde ısı üretimi için petrol,kömür ve doğalgaz yakılır. Nükleer santralli olanlarda ise uranyum parçalanır. Fosil yakıtlı santraller meteorolojik şartlardan etkilenirken nükleer santraller etkilenmezler. İkisinde de ortak amaç ısı üretmektir ve suyu buharlaştırmaktır. Kullanılan bu su tekrar tekrar kullanılmaktadır.
Buharlaşan su devasa elektrik jeneratörlerine bağlı olan türbin şaftını çevirmeye başlar. Buhar türbindeki binlerce kanattan geçerek kazandığı enerjiyi aktarır. Jeneratörde elde ettiğimiz enerji ise iletim hatları denilen iletken teller ile kullanılacağı yere gönderilir. Peki devir daim yapan suya ne olur?
Türbinden çıkan, enerjisini aktarmış olan buhar kondenser (yoğunlaştırıcı) denilen yerde soğutulur tekrar su formuna döner. Soğutma işini göl, ırmak ve denizdeki sularla olur. Eğer su kaynağına uzaksa dev bacalara benzeyen soğutma kuleleri kullanılır. Bu kulelerin tepesinde görülen duman su buharıdır.
Diğer bir yöntem ise hidrolik santrallerdir. Barajlarda biriken su, bir su türbininden geçirilir ve jeneratörü döndürerek elektrik elde edilir. Ülkemizde yenilenebilir enerji kaynaklarıyla da elektrik elde edilebilir fakat bu kaynaklardan ülkemizin elektrik ihtiyacını karşılayacak kadar enerji elde edilemez.
Yenilenebilir enerji kaynakları tükenmez ve çevreye zarar vermez. Önümüzdeki yıllarda petrol türevleri, kömür, tükenecektir. Yakın zamanda ülkemize solar köyler kurulmaya başlamıştır. Umarız ki bu kaynaklar ileriki zamanlarda daha da artar ve çevre dostu enerji kaynakları artar.


