Yazar: Sıla Çeliktaş

Merhabalar, ben Sıla. Elektrik elektronik mühendisiyim. Mühendis olmak, dışarda akan hayatın her yerinde var olmak demektir. Hayatı yakalayabilmek için çok bilmeyi istemek gerek. Çeyrek Mühendis ile bildiklerimi paylaşmak, bilmediklerimi araştırmak için buradayım. Hayat boyu sürecek öğrenme isteğinizi asla kaybetmemeniz dileğiyle.

Elektromanyetik dalga dediğimizde hepimizin aklına spektrumdaki mordan kırmızıya giden renk paleti canlanıyordur. Radyo dinlerken, kablosuz bir ağa bağlandığınızda veya mikrodalga fırında akşam yemeği pişirirken elektromanyetik dalgaları kullanıyorsunuz. Peki “Elektromanyetik Dalga Nedir?, Elektromanyetik Dalgalar Nasıl Oluşur?, Elektromanyetik Dalga Uygulama Alanları Nelerdir?” Bu soruların cevaplarını biliyor muyuz?  Elektromanyetik Dalga Nedir? Elektromanyetik dalgalar evrende dolaşan bir radyasyon şeklidir. Bir elektrik alan ile bir manyetik alan arasındaki titreşimler sonucu oluşan dalgalardır. Başka bir deyişle EM dalgaları salınımlı manyetik ve elektrik alanlardan oluşur.  Elektromanyetik dalgalar, bir elektrik alan, bir manyetik alanla temas ettiğinde oluşur. Bu nedenle bunlara ‘elektromanyetik’ dalgalar denir. Elektromanyetik dalganın elektrik alanı ve…

Devamını Oku

Yuri Gagarin, 2 Nisan 1961’de Vostok uzay aracıyla  uzaya ilk çıktığında, 21 Temmuz 1969’da Neil Armstrong aya ilk ayak bastığında ya da STS-88 uzay mekiği uzay istasyonuna ilk yanaştığında saat kaçtı? Dünya’nın farklı boylamlarındaki insanlar için bu sorunun cevabı farklı farklı. Peki Ay’da saat kaçtı? Ay’daki saate göre ortak bir zaman ifadesi kullanılabilir mi?  Elli yılı aşkın bir süre sonra, Avrupa Uzay Ajansı (ESA) bu soruyu cevaplamaya çalışıyor. Bugünlerde, dünyanın dört bir yanındaki uzay kuruluşlarının, Kasım 2023’te Hollanda’da yapılan bir toplantıda ana hatları çizilen bir fikir olan “ortak bir ay referans zamanı” oluşturmak için çalıştıklarını bildirdi. Uzay ajansında navigasyon sistemleri mühendisi…

Devamını Oku

 Evren nasıl oluştu? Ve bundan yüzyıllar sonra ona ne olacak? Evren’in bir sınırı var mı yoksa gerçekten sonsuz mu? Bu sorular tarihler boyunca bilim insanları ve filozofların da sıkça sordukları sorulardı. Peki Evren gerçekten Büyük Patlama ile mi oluştu? Hadi o zaman meşhur teorimizi yakından inceleyelim. Teorinin temelleri oldukça basittir. Kısaca Big Bang hipotezi, Evren’deki tüm mevcut ve geçmiş maddenin aynı anda, kabaca 13,8 milyar yıl önce var olduğunu ifade eder. Bu zamanda, tüm madde, Tekillik (Singularity) adı verilen sonsuz yoğunluğa ve yoğun ısıya sahip çok küçük bir top halinde sıkıştırılmıştı. Aniden, Tekillik (Singularity) genişlemeye başladı ve bildiğimiz şekliyle Evren…

Devamını Oku

Ülkemizin yaşamış olduğu felaketin ardından, akıllarda birçok soru belirdi: Deprem yapay olarak oluşturulmuş olabilir mi? Tesla deprem makinesi bu çapta büyük bir yıkıma sebep olabilir mi? Yoksa bunların hepsi birer komplo teorisi mi? Bu yazımızda mühendislik dehası Nikola Tesla’nın deprem makinesini yakından tanıyalım. Deprem makinesi icadının temellerini J.O’Neil atmıştır. J.O’Neil Deprem Makinesi ile depremlerin ana nedeni olan fay hatlarındaki enerjiyi küçük depremlerle boşaltmayı düşünmüştür. Deprem Makinası masum bir amaçla düşünülerek faydalı bir makine olarak tasarlanmıştır. Fakat J.O’Neill bu fikri hayata geçiremeden ölmüştür.Daha sonra bu fikri Tesla ele almış ve çalışmalara başlamıştır.  Tesla sizlerin de bildiği gibi elektriğin uzak mesafelere iletilmesini mümkün…

Devamını Oku

Bilim kurgu filmlerinde sıkça gördüğümüz lazer silahlar sizce yeşil, mavi, kırmızı ışınlar çıkarıyor mu? Ya da evreni uzaylı istilasından kurtaracak kadar güçlüler mi? Gerçek dünyada lazer silahlar nasıl çalışır, menzilleri nedir, gerçekten renkliler midir? O zaman ben yazmaya siz de okumaya başlayabilirsiniz. Lazerin deneysel ilk gösterimi Theodore Maiman tarafından 16 Mayıs 1960’ta gerçekleştirildi ve silahlanmanın yanı sıra telekomünikasyon, enstrümantasyon  endüstrilerinde büyük ilerlemeler sağladı. Lazer silahları, bir hedefi yok etmek için füze yerine yüksek güçlü lazer ışını kullanan bir silah ya da “yönlendirilmiş enerji silahı” olarak da adlandırılır. Lazer silahları dünya genelinde, özellikle Amerika Birleşik Devletleri, Çin, Fransa ve Rusya gibi…

Devamını Oku

İnsanoğlunun geçmişten bugüne temel ihtiyaçlarından birisi de iletişimdir. İletişim kurmak için birçok yöntem bulmuşlardır. Modern fiziğin gelişimine kadar, yüzyıllar boyunca bilginin iletilmesinde ateş yakmak, posta güvercinleri kullanmak, mektup göndermek veya telgraf çekmek gibi farklı yöntemler kullanılmıştır. Modern çağda iletişim; milimetre, mikrometre ve radyo frekansları gibi uzun dalga boylu elektromanyetik dalgalar kullanılarak yapıldığı gibi, elektromanyetik dalga skalasının optik bölgesine karşılık gelen aralıkta da yapılmaktadır. Günümüzde en yaygın, en hızlı ve en güvenli iletişim aracı, bu optik bölgeyi kullanan fiber optik iletişim teknolojisidir. Fiber optik iletişim, gigabitler ve ötesinde veri iletimi için ideal bir seçimdir. Uzun mesafeler ve yerel alan ağları…

Devamını Oku

Kızılötesi radyasyon (IR) veya kızılötesi ışık, insan gözüyle görülemeyen ancak ısı olarak hissedebildiğimiz bir enerji türüdür. Evrendeki tüm nesneler bir düzeyde IR radyasyonu yayar, ancak en bariz kaynaklardan ikisi güneş ve ateştir. Kızılötesi radyasyon (IR),  dalga boylarının yaklaşık 700 nanometre (nm) ila 1 milimetre (mm) arasında değiştiği elektromanyetik radyasyon spektrumunun bir bölgesidir. Kızılötesi dalgalar, görünür ışıktan daha uzun, radyo dalgalarından ise daha kısadır. Buna bağlı olarak, IR frekansları mikrodalgalarınkinden daha yüksek, ancak yaklaşık 300 Ghz ila 400 THz arasında değişen görünür ışığın frekanslarından daha düşüktür. IR, bir tür elektromanyetik radyasyondur. Atomlar enerjiyi emip sonra serbest bıraktığından, üretilen bir frekans sürekliliğidir.…

Devamını Oku

İnsanlık günümüzde uzayla iç içedir. İnsan hayatını süregelen düzeyde ve kalitede devam ettirebilmesi için uzaya bağımlı hale gelmiştir. Dünyanın herhangi bir köşesinden haber veya olay yayını, meteorolojik raporlar, ülkeler arası ve kıtalar arası ses görüntü ve veri iletişimi, uçakların ve gemilerin yollarını bulması uydular ve uzay teknolojilerine bağlıdır. Dünya üzerinde herhangi iki nokta arasında güvenilir ve geniş bantlı iletişim sağlamanın üç yolu vardır: Bunlar telsizler, karasal hatlar ve uydulardır. Bu yazımda da sizlere uydu sistemleri hakkında bilgi vereceğim. Uydu Sistemleri, haberleşme alanında daha hızlı ve yüksek kapasiteli ama aynı zamanda da düşük maliyetli sistemler yaratma çabaları sonucunda ortaya çıkmıştır. Bir…

Devamını Oku

RADAR,  Radyo Algılama ve Menzil Sistemi (Radio Detecting And Ranging) anlamına gelir ve adından da anlaşılacağı gibi radyo dalgalarının kullanımına dayanır.  Radarlar, kablosuz bilgisayar ağları ve cep telefonlarına benzer elektromanyetik dalgalar gönderir. Sinyaller, kısmen radara yansıyan, yollarındaki nesneler tarafından yansıtılabilen kısa darbeler olarak gönderilir. Bu darbeler yağışı engellediğinde, enerjinin bir kısmı radara geri saçılır. Bu kavram bir yankı duymaya benzer. Örneğin, bir kuyuya bağırdığınızda, bağırmanızın ses dalgaları sudan yansır ve size geri döner. Aynı şekilde, darbe yağışı yansıtır ve radara bir sinyal gönderir. Bu bilgilerden radar, yağışın nerede meydana geldiğini ve ne kadar yağış olduğunu söyleyebilir.  Temel olarak bir cismin RADAR’ın yerleştirildiği noktadan konumunu ve mesafesini…

Devamını Oku

Navigasyon ya da seyrüseferin amacı uçağın yeryüzü üzerindeki konumunu ve yönünü belirlemektir. Aviyonikler; uyduya bağlı sistemler (GPS ve WAAS gibi), yerde kurulu ekipmanlara bağlı sistemler (VOR veya LORAN gibi) veya bunların bir birleşimini kullanabilir. Navigasyon sistemleri uçağın pozisyonunu otomatik olarak hesaplar ve uçuş ekibine harita görünümünde veya çeşitli aletlerde gösterir. Eski aviyonikler ile pilot veya uçağın seyrüsefer görevlisi sinyallerin kesişimini alarak uçağın pozisyonunu belirler. Modern sistemlerde aviyonikler pozisyonu otomatik olarak hesaplar ve uçuş ekibine sistemin öngördüğü şekilde gösterir. Günümüzde uçaklar pek çok şekilde otomatik olarak kontrollü uçuş yapabilirler. Otomatik uçuş kontrolü özellikle yaklaşma ve iniş gibi kritik safhalarda pilot hatasını ve işgücünü azaltmak için çok büyük…

Devamını Oku