Covid-19’un kötü etkileriyle birlikte iyi etkileri de gözler önüne serildi.
Doğanın kendi benliğine dönmeye başlaması insanların çevreye ne kadar zarar verdiğini gösteriyor.
Salgının başlamasıyla sosyal aktivitelerin ve üretimin yavaşlaması önemli ölçüde etkileri ortaya koydu.
Örneğin:
1.Çin’de endüstrinin durması ile birlikte atmosferdeki azotdioksit oranı azaldı.
2.İtalya’nın turizm merkezi olan Venedik’te sucul ekosistemde ki kirlilik azaldı. Hatta halk koylarda balık gördüklerini iddaa ediyor.
3.İstanbul’da yoğun trafiğin azalması ve sosyal yaşamın durması hava kalitesini arttırdı.
Korona Kötünün Başlangıcı mı?
İnsanoğlunun doğa ile arasındaki çizgiyi hiçe sayarak davranış sergilemesi kirlenen su kaynakları, kültürel diyet alışkanlıkları ve aşırı avlanma gibi dengesizlikleri su yüzeyine çıkarıyor.
Örneğin bir bölgede insanların tüketimi nedeniyle kurbağa nüfusu azalıyorsa kurbağaların tükettiği uçan böcekler ve sinekler artış gösterebiliyor ve insanlar bu sineklerin taşıdığı hastalıklara daha yüksek seviyede maruz kalabiliyor. Dengenin kaybolduğu benzeri senaryolar sonucu sıtma, sarıhumma ve uyku hastalığı gibi salgınlar ortaya çıkabiliyor.
Gabon Ormanlarında Küçük Bir Köy
Çevre ve iklim konuları üzerine araştırmalar yapan ve kar amacı gütmeyen medya kuruluşu ENSIA için konuyu araştıran John Vidal’in kaleme aldığı araştırma yazısı bu ilişkiye ışık tutuyor:
“Kuzey Gabon’un Minkebe Ormanı derinliklerinde ve Ivindo nehri kıyısında bulunan Mayibout sağlıklı bir yer değil. Köyde 150 civarı kişi yaşıyor. Sıtma, Saruhumma ve Denghumması gibi hastalıklara alışkınlar. Çoğu bu hastalıkları atlatıyor.
Ne var ki, Ocak 1996’da insanlığın bildiği en ölümcül virüslerden biri olan Ebola beklenmedik şekilde Minkebe Ormanı’nda dolaşmaya başladı ve bu köyde de 37’ye yakın kişiyi öldürdü. Hayatını kaybedenler arasında ormanda şempanze avlayıp, taşıyan, kesen ve yiyen önemli sayıda kişi olduğu rapor edildi.
Yağmur ormanları, tropikal iklimler ve vahşi hayvan pazarlarının kurulduğu, biyolojik çeşitliliğin son derece yüksek olduğu yerlerde görülen bu ölümcül hastalığı incelemek için 2004 yılında Gabon’a gittim.
Burada, Mayibout’ta, bulaştığı zaman yüzde 90 oranla öldüren bir virüs nedeniyle travmatize olmuş insanları gördüm. Virüsün geri dönmesinden sürekli endişe ediyorlardı.
Köylüler bana şempanzelere temas eden onları yiyen herkesin birkaç saat içerisinde yüksek ateş geçirdiğini anlattı. Bazıları hemen ölmüş, bazıları hastaneye yetiştirilebilmiş. Az sayıda kişi iyileşmiş. Bunlardan birinin adı Nesto Bematsick ve bana “Eskiden ormanı çok severdik, şimdi ondan korkuyoruz” diyor. Bemastick virüs nedeniyle tüm ailesini kaybetmiş.”
Tek Sebep Antropojenik Faaliyetler mi?
Bundan sadece 15-20 yıl öncesine kadar vahşi ormanların ve bu bölgelerdeki biyolojik çeşitliliğin insanlığın bilmediği patojenler ve virüslerle dolu olduğu için tehlikeli olduğu düşünülürdü. Ne var ki, günümüzde araştırmacılar durumun tersinin söz konusu olduğunu düşünüyor. Yani insanların biyoçeşitliliği yok eden etkinlikleri nedeniyle Covid-19 benzeri hastalıklar ve yeni virüsler meydana çıkıyor.
Bu konuda ‘Gezegen Sağlığı’ adı altında yeni bir disiplin bile oluşmaya başladı. Bu disiplin insan sağlığı ile gezegendeki çevre, iklim ve biyoçeşitlilikte oluşan değişimler arasında artık gözle görülür hale gelen ilişkiyi inceliyor.
O halde 90’lı yıllarda Ebola gibi epidemilere yol yapımı, madencilik, avcılık, ağaç kesimi gibi beşeri faaliyetlerin sebebiyet vermiş olması ve bugün yaşanan salgınların da köklerinin antropojenik faaliyetlerden olması mümkün mü?
Ev Sahibi Miyiz?
Yaşam alanlarını istila ettiğimiz canlıların içerisinde virüsler, bakterilerde var. Acaba evlerini aldığımız canlıların yeni evi biz miyiz?
ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi’nin (CDC) yaptığı öngörülere göre yeni çıkacak olan hastalıkların dörtte üçü hayvansal kaynaklı olacak. Hayvanlardan insanlara geçecek olan patojenler aynı zamanda dünyanın küreselleşmiş olması nedeniyle eski çağlara oranla çok daha hızlı yayılacak ve kontrol altına alınması çok daha zor olacak.
Korona Sadece Görünen Kısım mı?
Daralmakta olan yaşam alanları üzerine çalışan Emory Üniversitesi Çevre Bilimleri Profesörü Thomas Gillespie “Patojenler türlerin arasındaki sınırlara riayet etmezler” diyerek şunları söylüyor:
“Koronavirüs salgını beni pek de şaşırtmadı. Gezegenimizdeki patojenlerin çoğu hala keşfedilmedi bile. Şu anda bir buzdağının ucunu görüyoruz sadece.”
New York’taki Cary Enstitüsün’de ekositemler üzerine çalışma yapan Richard Ostfeld de ‘Gezegen Sağlığı ‘disiplini altında insan sağlığı ile ekosistem sağlığı arasındaki ilişkiyi inceleyen bilim insanlarından biri. Ostfeld’e göre kamuoyunda doğanın bize karşı tehdit oluşturduğuna yönelik bir algı var ancak bu, günümüzde artık eski zamanlardaki gibi geçerli bir durum değil. Ostfeld “Esas tehdit insan faaliyetlerinden kaynaklanıyor. Ekosistemleri ne kadar rahatsız edersek biz de o kadar rahatsız olacağız” diyor.
Bu salgın sonucunda belki biraz olsun doğaya saygı duyan ve doğaya muhtaç olduğu bilinciyle hareket eden bir insanlıkla karşı karşıya gelme umuduyla…
Referanslar:
1.https://www.sozcu.com.tr/
2.https://www.ntv.com.tr/
3.https://www.dunya.com/
4.https://www.milliyet.com.tr/
5.https://www.yenisafak.com/
6.https://tr.euronews.com/


