Birçok uzay filmi, bilimsel teorileri ve gerçekleri yansıtır. İzlerken bizi büyüleyen bu filmleri gelin bilimle olan yakınlığına bakalım.
Yıldızlararası (Interstellar)

2014 yapımı bu uzay filmi birçok kişi tarafından hala beğenilmeye devam ediyor. Konusu solucan deliğinden geçerek Gargantua karadeliğinin yörüngesindeki gezegenlerde yeni bir yaşam yeri bulmak olan filme bilimsel olarak katkı sağlayan kişi Nobel fizik ödüllü Kip Thorne’dur.
Burada ki ilk soru karadelikten sağ çıkılabilir mi? Karadelikten başka boyuta geçilmesi şu an ki fizik bize bunun mümkün olmadığını söylüyor çünkü karadeliğin çekim kuvvetinden kaçabilen madde yok. Karadelikten geçilmesi halinde bile ya spagetti gibi uzamaya çünkü alt tarafınız ile üst tarafınızın aynı çekim kuvvetine maruz kalmayacak ya da karşıdan bakan sizin ikiye bölündüğünüzü görecek sizde kendinizi uzun bir düşüşte bulacaksınız.
Bir diğeri ise; yaşam bulunan diğer gezegen. Bilindiği üzere dünya dışında yaşamı destekleme potansiyeli olan TRAPPIST-1 sistemi ile Kepler-452b gibi gezegenler bulundu. Bilim insanları Güneş sistemi dışında bulunan birçok gezegende de aynı durumun olma ihtimalini değerlendiriyorlar. Yapay zekâlı dostumuzun yardımlarını da unutmayalım.
Marslı (The Martian)

2015 yapımı bu uzay filmi, Mars’a yapılan insanlı uçuş sırasında çıkan kuvvetli rüzgâr fırtınasında Mars’ta tek başına kalan astronotun yaşam mücadelesini anlatmaktadır. Buradaki bilimsel çelişkiler ise Mars’ta ki güçlü rüzgârlar.
Mars’ın atmosferinin çok çok düşük olması toz fırtınalarının birini savuracak kadar güçlü olmadığını göstermektedir. Sadece taşıdıkları tozlar uzay araçlarındaki güneş panellerini kaplayabilir bu da güneş almalarını engeller.
Bilime uyan tarafı ise; patates yetiştirilmesi. Peru’da ki International Potato Center’ın çalışmalarında Mars koşullarını oluşturmak için Atacama çölünden aldıkları toprak ile yaptıkları deneylerde patates yetiştirdiler. Tabi koşullar tamamen aynı değil.
Geliş (Arrival)
Uzaylıların dünyaya gelmesini konu alan 2016 yapımı uzay filmi, sorulan “Bu Dünyaya Niçin Geldiniz?” sorusuna yanıt aranıyor. Biz ise Fermi paradoksunda ki “Herkes Nerede?” sorusuyla kendilerini arıyoruz. Evet bilim insanları dünya dışı varlıkların ya da uzaylıların olup olmadığını araştırmaktadırlar. UFO’ları görmek, kaynağı bilinmeyen sinyaller hepsi bize bunu düşündürüyor fakat olmadıklarını da kanıtlamıyor.
Uzay Yolcular (Passengers)
Film, 120 yıl sürecek başka gezegene yolculuğu anlatmaktadır. Ay’a asansör, Dünya yörüngesine giden tren gibi sistemlerin daha uzunu. Gelecekte olması mümkün olarak bakılan bu gezegenler arası yolculukta kullanılacak çeşitli sistemler düşünülüyor.
Yerçekimi (Gravity)
Astronotlar Hubble Uzay Teleskobunu onarmaktadırlar. Görev sırasında Rusya kendi uydusunu vurduğunda enkaz, diğer uydulara da çarparak Dünya çevresinde zincirleme bir kaza başlatır. Donald Kessler’in “Kessler Sendromu” olarak ortaya attığı bu fikir bilim insanları için hep var olan bir tehdit. Dünya yörüngesindeki nesnelerin artmasıyla çarpışmaların artması çok miktarda uzay çöpünü oluşturacak.
Kırmızı Gezegen (Red Planet)
Gelecek için tek umut olarak Mars’ı dünyalaştırmak görünüyor. İnsansız araçlarla gönderilen algler Mars’ın oksijen seviyesini arttırdı fakat zamanla bu durum tersine döndü. Nedenin araştırılması için Mars’a yapılan insanlı yolculuğu anlatıyor.
Gelecekte Dünyanın yaşanamaz olması öngörülmekte ve kendimize kalacak bir yer bulmalıyız. Dünyaya en benzer olan Mars sadece Elon Musk için değil bilim insanları için de umut vatetmektedir. Mars’ın Dünya ile aynı yaşanabilir konuma getirmek bilim dünyası için olası en kuvvetli ihtimal. Tabi filmde yapay zekâ saldırısına da es geçmemek gerek.
Filmler, hayal dünyamızın en ihtişamlı sahneleridir. Bilim ise teorilerle başlayan gerçek bir evren. Bu ikisi birleştiğinde insanları bekleyen görsel şölende bilimin gerçekliğini hissetmemek olanaksızdır. Teoriler mi ileride doğrulanmayacağının bir garantisi yok.
Kaynakça
All About Space dergisi