Yazımın başlığına bakıp ne pahasına olursa olsun İngilizce öğrenmeyi savunacağımı düşünebilirsiniz. Ya da giriş cümleme bakarak İngilizce öğrenmenin gereksizliğine dem vuracağımı…
Ne o, ne de diğeri, ben bu iki kavram üzerinden yani İngilizce(Yabancı dil bilgisi) bilgisi üzerinden kendimizi anlatmayı, bizim dışımızdakileri anlamayı, yani var olmayı anlatmaya çalışacağım.
Dünya üzerinde konuşulan lehçeleri de katarsak 6-7 bin civarında söyleyiş türü, dil kategorisinde ise 3 bin konuşma dili olduğu tahmin edilmektedir. Ve ne acıdır ki bu 3 bin civarındaki dil teknolojiye hükmeden ülkelerin popüler dillerinin gücü yüzünden her geçen gün azalmakta, tarih sahnesindeki yerini bu güçlü ekonomilerin dillerine terk etmektedir.
Peki, ne yapmalıyız? Kendi dilimizi korumak pahasına yabancı dillere kapılarımızı kapatacak mıyız? Yoksa başarıya giden yolda her şey mubahtır diyerek ne olacaksa olsun deyip önümüze çıkan fırsatları kaçırmamak için sonu olmayan bir var olma savaşında hiçbir çaba göstermeden teslim mi olacağız.
“ Dil, bütün maddi ve manevi değerlerin, milli hafızanın, milli hatıraların, duyguların ve düşüncelerin, bütün buluş ve yaratışların ortak hazinesidir. Millet denilen insan topluluğunun en önemli sosyal varlığıdır. Kültürün ilk ve temel unsurudur. “
Merhum Oktay Sinanoğlu’nun dediği gibi dil: bir ülkenin kimliğidir, dil giderse ülke gider, Türkiye gider. Çocuklarımızı kendi dilinde eğitmeli, bilimi kendi dillerinde öğretmeliyiz.
Şunu unutmayalım ki kendi dilinde düşünmeyi bilmeyen insanlar kendi dillerinin taşıyıcısı olamazlar. Kültürünü beraberinde getirmeyen ve geleceğe taşıyamayan toplumlar başka kültürlerin elinde önce kimliklerini sonra da varlıklarını yitirirler.
Türkçe’ ye, kendi dilimize sahip çıkmalı, çocuklarımıza Türkçe düşünerek karşılaşacakları problemleri çözmeyi öğretmeliyiz. Kendi dilimizle matematiği, fiziği, kimyayı, tarihi ve edebiyatı öğretmeli ve sevdirmeliyiz. Kendi dilimizle düşünen, okuyan, araştıran geleceği inşa eden gençler yetiştirmek hedefimiz olmalıdır.
Neden İngilizce diyerek yazıma başlık atmıştım. Neden Çince? Neden Rusça? Neden İspanyolca? Neden Arapça? Diyerek sorumu genişletecek olursam; dünyayı anlamak ve kendimizi anlatmak için diyeceğim.
Türkçe ile başladığımız bilim hayatında olup bitenler ile dünya bilim hayatında olup bitenleri karşılaştırmak için, en iyi olmak, ben de varım demek için anlamak ve anlatmak için yabancı dil diyeceğim.
Tarihi ile geliştirdiği medeniyeti ile dünyaya hükmeden bir neslin devamı olarak geleceği şekillendirmede söz sahibi olduğumuzu göstermek için yabancı dil diyeceğim.
Lakin özellikle son dönemlerde bir çok eğitimli, kendi dili yani Türkçe ile bilimi yakalamış, çağının gerektirdiği teknolojiyi en iyi biçimde kullanabilen gençlerimizin sırf yabancı dil notu sebebi ile başvurdukları iş yerlerinden olumsuz cevap aldıklarını, buralara kabul edilmediklerini gerek sosyal medya üzerinden gerekse bu gençlerimizin kendi verdikleri bilgilerden öğreniyoruz.
Peki, bu gençlerimizin aldıkları hayır cevaplarından sonra ne yaptıklarını biliyor musunuz? Ülkesine ve bu anlamsız sisteme küsmeyenler mücadeleye, kendi dilleri ile bilim üretmeye devam ediyorlar. İş hayatına girdikten sonra yabancı dil konusunda da kendilerini geliştiriyor, geliştirme yolunda çaba harcıyorlar. Küsenler bir an önce yurt dışına çıkmanın yollarını arıyorlar ve bizdekinin aksine özellikle Avrupa ülkeleri bu beyin göçüne kapılarını sonuna kadar açıyor ve bu gençleri adeta kapıyor. Ve bin bir zahmet ve emekle yetişen gençlerimiz sahip oldukları bilim ile rakiplerimiz adına üretiyor, gittikleri yurt dışında becerilerine dili de ekleyerek bir daha geri dönmüyorlar. Çünkü gittikleri ülkeler gençlerimizin geri dönmemesi için onlara her çeşit imkânı sunuyor.
Oysa teknolojiye hâkim, çağının gerektirdiği bilgi ve beceriye sahip olan bu genç beyinler başvurdukları ilk iş görüşmesinde dil puanı dayatması ile karşı karşıya kalmasalar, bilgileri ile sınansalar, üretirken dil alanında da yetişmeleri için ihtiyaç duydukları mesleki eğitimi alabilseler Türkiye beyin göçü vermeyecektir. Türkiye teknoloji dünyasında hak ettiği yeri alacak, aklınıza gelebilecek her türlü sanayii alanında söz sahibi olacaktır.
Ne yazık ki sırf TOEFL’dan veya IELTS’den geçer notu yok diye reddedilen bu genç beyinler yurt dışında harikalara imza atıyor, geleceği şekillendiriyorlar. Yabancı dil notu yüzünden ülkelerinde reddedilen gençler nedeniyle Türk insanı, gençliği yani bütün Türkiye kaybediyor.
Kazanan her zaman olduğu gibi geleceği görebilenler, gözlerdeki inanç ve azmi görebilenler oluyor.