Pandemi veya pandemik hastalık tanımları bir kıtayı hatta tüm dünyayı etkisi altına alabilecek kadar geniş alanlara yayılabilen salgın hastalıkları ifade eder. Pandemi kelimesi yunanca tüm anlamına gelen “pan” ve insanlar anlamına gelen “demos” kelimelerinden türetilmiştir. WHO (Dünya Sağlık Örgütü) pandeminin başlamış olarak nitelendirilebilmesi için 3 koşul gerektiğini ifade etmektedir. Bu koşullar;
- Nüfusun daha önce maruz kalmadığı bir hastalığın ortaya çıkmış olması.
- Hastalığa neden olan etmenin insanlara bulaşması ve tehlikeli bir hastalığa yol açması.
- Hastalık etmeninin insanlar arasında kolayca ve devamlı olarak yayılması.
Bu yazıda içinde bulunduğumuz pandemi sürecini de göz önünde bulundurarak tarih boyunca insanlığı etkisi altına almış pandemilerden bazılarını konu alacağız.
1-) Kara Ölüm (1347-1351)

Bir diğer ifadesi de Kara Veba olan Kara Ölüm insanlık tarihinde kaydedilmiş en ölümcül salgındır. Salgının Kara Ölüm olarak isimlendirilmesinin nedeni siyah renkli şişliklerin bu hastalığın karakteristiğini oluşturmasıdır. Mikrop taşıyan bir pirenin ısırmasıyla başlayan veba ilk olarak siyah lekeler oluşturuyor, daha sonra koltuk altlarında, kasık ve boyunda urlar oluşmaya başlıyordu. Yersinia Pestis bakterisinin neden olduğu bilinen salgın yalnızca 14. Yüzyılda yaklaşık 200 milyon kişinin ölümüne neden olmuştur. Başlangıç noktası Asya olarak bilinen salgın 1347 yılında Avrupa’ ya yayılmıştır. Avrupa nüfusu üzerinde büyük bir etkisi olan bu salgının Avrupa nüfusunun üçte birini yok ettiği öne sürülmektedir. Veba salgınının toplumsal düzeni tehdit ettiği anlaşılınca toplum alışkanlıklarının ve yaşam biçimlerini değiştirmek durumunda kalmış ve temizlik, çevrenin korunması ve sürekli karantina uygulamaları başlamıştır. Pazar alanları her akşam temizlenmesi, pazar yerine çöp atmanın yasaklanması ve hamamların açılması bu dönemde alınan tedbirler arasındaydı. Ayrıca gemiler ve yolcular kırk gün karantinada tutulup karaya çıkmalarına izin verilmiyordu. Kara Veba’dan önce ve sonra da tarihte veba salgınları görülmüştür. Bu salgınlar 1950’li yıllardan sonra koruyucu hekimlik önlemleri ve antibiyotiklerin kullanılmaya başlanması ile yavaşlatılabilmiştir.

Bazı veba doktorları 1630 yılında tasarlanan özel koruyucu kostümler giymiştir, bu kıyafetler kumaş bir palto ve ot, saman ve baharatlarla doldurulmuş tahta bir gaga şeklinde ağızlık ve camdan göz kısmından oluşan maskelerden meydana gelmektedir. Hastayla temas etmeden tedavi edebilmek için de bastonlar kullanılmıştır.
2-) İspanyol Gribi (1918-1919)

Tarihte pek çok grip salgını görülmüştür ancak bunlardan en tehlikeli ve ölümcül olanı İspanyol Gribi olmuştur. H1N1 virüsünün neden olduğu bu salgın 18 ayda milyonlarca insanın ölümüne sebebiyet vermiştir. Bu salgın ılımlı, şiddetli ve artçı olmak üzere üç dalga şeklinde seyretmiş olup büyük ölçüde genç erişkin nüfusu etkilemiştir. Salgının başlangıç noktası İspanya değildir ancak İspanya’nın I. Dünya Savaşı’nda yer almamasına bağlı olarak İspanyol basınının salgın konusunu ilk kez gündeme getirmiş olması sonucu salgın İspanyol Gribi adını almıştır. Bu pandemi süresince aşı yokluğunda alınan tedbirler Avrupa ülkelerinde şüpheli vaka bildirimlerinin zorunlu hale getirilmesi, okulların ve kışlaların gözlem altında tutulmasıyla başlamıştır. Daha sonra toplu mekanlar ve toplantıların yasaklanması veya sınırlandırılması, kamu alanlarının dezenfekte edilmesi, gıda ürünlerinin denetlenmesi ve suyun faydalarının anlatıldığı bildirilerin yayınlanması gibi tedbirlerle devam etmiştir.
3-) Çiçek Hastalığı (1877-1977)

Çiçek hastalığı kabarcıklar dökerek yüzde iz kalmasına sebebiyet veren ağır ve bulaşıcı bir hastalıktır. Hastalığın etken virüsünün Poxvirus grubundan bir virüs olmasıyla birlikte hastalık, hastanın eşyalarıyla, hastaya yaklaşma sonucu, virüs yoluyla veya virüslü havanın solunmasıyla bulaşabilmektedir. Bu salgın tarihte tahminen 300-500 milyon kişinin ölümüne neden olmuştur. Dr. Edward Jenner tarafından inek çiçeği virüsünden aşı elde etmesiyle sağlıklı bir insanı hafif bir şekilde hasta etmesi sonucu insanların hastalığa karşı bağışıklık kazanması sağlanmıştır.
4-) Kolera (1817)

Kolera, Vibrio cholerae bakterisinin bağırsak enfeksiyonuna neden olması sonucu meydana gelmektedir. 19. Yüzyıl başlarına kadar çok bilinirliği olmayan kolera akut ve kronik ishal oluşumuna sebebiyet vermektedir. Kolera kontamine olmuş su ve yiyecekler yoluyla bulaşabiliyordu. 1817 yılında Japonya’ da ortaya çıkan bu salgın sonrasında Moskova, Berlin, Paris ve Londra’da görülmüştür. Kolera salgınına bağlı olarak karantina uygulamaları yaygınlaşmış ve şehir altyapılarında iyileştirmeler yapılmıştır.
1885 yılına gelindiğinde bir aşı oluşturulmuş ancak kolera pandemileri devam etmiştir. İdeal bir kolera aşısı için araştırmalar hala devam etmektedir.
5-) SARS (2003)

Şiddetli ve bulaşıcılığı yüksek olan SARS solunum yolu hastalığıdır. Ani başlayıp ağır seyreden bu hastalık ilk olarak 2003 yılının Şubat ayında Asya, Kuzey Amerika ve Avrupa’da görülmüştür. Şiddetli Akut Solunum Sendromu olarak bilinen SARS kuru öksürük, ateş, baş ve vücut ağrıları ile karakterizedir. Bu hastalığın etkeni SARS- CoV olarak adlandırılmıştır. SARS öksürme ve hapşırma sonucu oluşan solunum damlacıkları yoluyla yayılır. Bu salgının 2003 yılının Temmuz ayı ile birlikte 8096 kişiye bulaştığı ve 29 ülkede 790 kişinin ölümüne neden olduğu bildirilmiştir. Sars etkisi altında olan hastalar ilaçlarla tedavi edilmiş ve hastalıkla ortaya çıkan semptomlara destekleyici nitelikte tedaviler uygulanmıştır. Bu salgın sırasında alınan karantina önlemleri de salgının kontrol altına alınmasında etkili olmuştur.
6-) Covid-19 (2019)

İlk olarak 2019 yılında Çin’in Hubei eyaletinin Wuhan şehrinde keşfedilen bu hastalık , SARS-CoV-2’ nin neden olduğu bulaşıcı bir solunum yolu hastalığı olarak bilinmektedir. Hastalık başladığı tarihten günümüze kadar dünya çapında yayılarak Covid-19 pandemisine yol açmıştır. Dünya sağlık örgütü Mart 2020’de koronavirüs salgınını bir pandemi olarak ilan etmiştir. Bu hastalıkta yaygın olarak görülen belirti ve semptomlar ateş, öksürük, nefes darlığı, kas ve boğaz ağrıları olarak bilinmektedir. Virüs genellikle öksürük sonucu oluşan damlacıklarla veya kontamine olmuş yüzeylerle temas sonrasında kişinin kendi yüzüne teması ile bulaşmaktadır. Şuan için virüsten korunabilmek amacıyla diğer kişilerle fiziksel mesafeyi koruma, el hijyenine özen gösterme ve maske kullanımı önerilmektedir. Bu pandemi bağlamında çeşitli aşı çalışmaları devam etmektedir.
Kaynaklar:
- tr.wikipedia.org
- www.history.com
- Salgın ve Kent: 1347 Veba Salgınının Avrupa’da Sosyal, Politik ve Ekonomik Sonuçları-Kemal Özden – Mustafa Özmat
- Şiddetli Akut Solunum Yetmezliği Sendromu (SARS) Ve Korunma Önlemleri- Asiye DURMAZ AKYOL
- fes-mena.org
1 Yorum
Gerçekten çok bilgilendirici ve açıklayıcı bir yazı olmuş. Yazarın ellerine sağlık böyle günlerde doğru bilgiye ulaşmak çok değerli oluyor. Teşekkürler Melda hanım.