Bu yazımızda biraz kendimizi tanımış olacağız. Yüzümüzü aynaya çevirip, kendi kişisel özelliklerimizi için için tartışmış olacağız. Bu hayatta belki de en nefret ettiğimiz durum, kendi kendimizi eleştirmek, sorgulamak, düşünmek artık ismine ne derseniz. Başka insanları, herhangi bir durumu eleştirmek yerine hiç kendimizi eleştirdik mi? Veya sürekli ülkemizi eleştirmek yerine, kendimiz bu ülke için neler yaptık diye sorguladık mı? Bunları yaptığımız takdirde, bizler işimizde başarılı bireyler ve ülkemize hayırlı bir vatandaş oluruz. Peki, ister şuanda okuyor olalım ister bir firmada mühendis olalım. Aynaya dönüp: ‘’GERÇEKTEN BEN MÜHENDİS MİYİM?’’ dediniz mi? Hadi hep beraber bu soruyu kendimize soralım.
Ne yazık ki ülkemizde birçok mühendis, sadece puanı tuttuğu için veya çevresel etkenlerden dolayı mühendisliği seçmektedir. Buda ileride birçok probleme yol açmaktadır. Ömür boyu hiç sevmediğimiz bir meslekte nasıl başarılı olabiliriz ki? İşte sorun tamda burada başlamış oluyor. Gerçekten ben mühendis miyim? Sorusunun büyük bir kısmı burada sonuca varıyor. Ne olursa olsun, sevmediğin bir yerde, bir işte veya en basitinden bir kişiyle dahi başarıya ulaşamazsınız. Öncelikle bu konuyu sağlıklı bir şekilde düşünüp ona göre adım atmalıyız. Birinci olarak bu konuyu aynaya bakıp kendimize sorgulamalıyız.
Bu konudan sonra geri kalan en önemli konulardan biri ise; kişisel gelişimdir. Öncelikle gerek okul hayatında, gerekse iş hayatında kendimize ne kadar zaman ayırıyoruz ona bakacağız. Sadece derslere gömülü veya iş hayatına boğulup gerçek bir mühendis olamayız. Gerçek mühendisliğin birinci tanımı mesleğimizi sevmek idi ve ikinci tanımı ise kişisel gelişim dedik.
Mühendisliğe Dair Neler Biliyorum?
Ayna karşısında kendimize ilk sormamız gereken konu, mühendisliğe dair ben neler biliyorum? Bu soru basit gibi görünse de çok fazla önem taşıyan bir soru. Çünkü liseden mezun olup üniversiteye geçtiğimizde lise bilgilerinin üzerine hiçbir şey katmadan mezun olduğumuzda mühendislik adına birçok problemlerle karşılaşabiliriz. Gerçek mühendis demek, hayatta karşımıza çıkan problemleri mühendis gözlüğüyle bakıp onlara çözüm bulmak demektir. Mühendis gözlüğünden kastım; bir inşaat yaparken ısı problemleri çözmek için termodinamiğin yasalarını veya barajlarda çıkan problemleri olumlu yöne çevirmek için akışkan mekaniğinin denklemlerini, statik veya mukavemeti kullanarak makine elemanlarının tasarımını, karmaşık denklemleri matlab programında çözemiyorsak biz gerçekten üniversite yıllarını boşa geçirip gerçek bir mühendis olamamış demektir.
Farkındaysanız yazımda hiç İngilizce, programlar, kitap okuma, staj durumu, sosyal etkinlikler vb. gibi sorumluluklarımızdan bahsetmedim. Çünkü bunlar bir kişide eksikse, sadece mühendis değil ne işle uğraşırsa uğraşsın olumsuz sonuçları sürekli peşinde sürüklemiş olacaktır. Son olarak da; yüreğimiz, kalbimiz, aklımız sürekli bilimle iç içe olmalıdır. Bilim bizi medeniyete sürükler. Bizi bir başarıdan diğer başarıya sürükler. Bilime ayak uydurup onunla ilerleyebilirsek işte o zaman gerçek bir mühendis ve gerçek bir vatansever oluruz. Yazımı bitirmeden önce ülkemizin en önemli bilim insanlarından biri olan Oktay Sinanoğlu’nun sözüyle noktalamak isterim:
‘’ Akla ne işle uğraşacağını gönül öğretir.
Gönül gelişmezse akıl kötülüklerle uğraşır.
Onun için düsturumuz Bilim+Gönül’dür.”
2 yorum
Sevgili Çeyrek Mühendis sitesinin yeni yazarı Muhammed Emin Kula Beyefendi;
● “Gerçekten mühendis miyim?” adlı makalenizi okudum. Hem içte, hem samimiyetten gelen bir duygu ile yazılmış, takdir ediyorum.
● Aynı zamanda kendine hedefler koymuşsun bu muhteşem bir ölçü.
● Yolun açık, kalemin keskin olsun..
● Seni takip etmekte zevk alan ve yeni yazılarını içtenlikle bekleyen bir hayranın.
Mehmet Demir/Sakarya
Ulan ne güzel hevesli hevesli ders çalışıyordum kırdın hevesimi bi dünya eksik gördüm şimdi gerçekler acı ama yapcak bisey yok