
Endüstri Devrimi ile birlikte dünyada insan sağlığı, hastalık ve iş arasında bir ilişki olduğu düşünülmeye başlanmıştır ve bu alanda çeşitli araştırmalar yapılmıştır. Yapılan araştırmaların oluşturduğu bilim dalına başta Amerika ve İngiltere olmak üzere pek çok ülke “Ergonomi” ismini vermiştir. Ergonomi, eski Yunanca iş anlamına gelen “ergon” ve doğal yasa veya düzen anlamına gelen “nomos”tan türetilmiş bir sözcüktür. Ergonomi; iş-insan ilişkilerinden doğan problemlere uygulanabilen bir teknoloji olarak kabul görmektedir ve bu ilişkileri bilimsel olarak inceleyen bilim dalıdır. İnsan Mühendisliği ya da İşbilim olarak da bilinir. İnsan, makine ve işin birbirleriyle en iyi şekilde uyumlulaştırılması amacı ile insanın fizyolojik, biyolojik, anatomik ve diğer özelliklerini inceleyerek makine, alet veya eşyaların bu özelliklere uygun olarak tasarlanmasını sağlar.
Ergonominin Amacı
Ergonominin genel amacı; zararsız, yapılabilir, dayanılabilir iş koşulları sağlamak, iş içeriği, işin çevre koşulları, işin karşılığı olarak ücretlendirmeyi, iş birliği ve iş bölümü ile ilgili sorunları incelemek, kuralları belirlemek, iş görene işin özelliğine uygun serbestlik vererek, yeteneğini geliştirme, yeni yetenekler edinme, diğer iş görenlerle karşılıklı iş bölümü ve iletişim sayesinde kişiliğini geliştirme olanağı sunmak, işçiyi işinde mutlu kılmayı sağlamaktır.
Ergonomi artık günlük yaşantımızın her kısmına girmiş bulunmaktadır. Örneğin; toplu taşıma araçlarında, makaslarda, okul sıralarında ve daha birçok alanda kullanılmaktadır. Fakat en büyük ergonomik gelişme araçlarda görülmüştür. Mesela eskiden araçlarda direksiyonlar büyüktü, koltuklar sadece ileri-geri hareket edebiliyordu. Şimdi ise insanın nasıl rahat edebileceği, aracı nasıl elverişli kullanabileceğine göre ayarlanmaktadır. Yani ergonomi, yaşantımızın her alanında bulunmaktadır.
Ergonominin Gelişimi
Ülkemizde ergonomi konusundaki ilk araştırmalar ekonomik olarak verimliliğin artırılması amacıyla yapılmıştır. Çalışanların makine temposuna ayak uydurması, verimin artarak daha fazla kâr ve daha fazla üretim yapmak olarak algılanmıştır. Bu nedenle ilk araştırmalar insanı makine olarak gören bir anlayışla yapılmıştır. Ancak daha sonra, insanı bir makine olarak görmenin yanlış olduğu, gücünün üstünde çalışan insanın yorularak kazalara neden olacağı anlaşılmıştır. Bu nedenle günümüzde, ergonomik çalışmalarla, çalışma ortamını, insana gelebilecek bazı tehlikelerden ve kazalardan arındırmanın yanında insanın hoşuna gidecek ve onu mutlu edecek bir ortama dönüştürülmek için çalışılmaktadır.
Her ne kadar insanı makinelere benzetmek yanlış olsa da, insanların özellikleri açısından birbirlerinin aynı olmamasını, bir makinenin çeşitli boyut ve güçte farklı modelleri olmasına benzetebiliriz. İş sistemi içinde insan özellikleri ile uyumlu bir rol üstlenmediyse, sağlığı, iş güvenliği ve verimi bundan olumsuz etkilenecektir. İşin ve iş yerinin insana uyumlu olması için; iş yeri iş görenin beden ölçülerine göre düzenlenmeli, yapılan iş, iş görenin hareket ve kuvvet yeteneklerine uymalı, iş gereçleri, işe ilişkin bilgi, iş görenin duyu organlarınca kolay ve doğru algılanmalı, iş, iş görenin sürekli ortaya koyabileceği performans düzeyinin üstünde olmamalı, çevre koşulları işi zorlaştıracak düzeyde olmamalıdır.
Mesleki eğitim, iş yerinde eğitim, yönlendirme uygulamaları ile insanın özellikleri işe daha iyi uyum sağlayacak düzeye gelirken, işin ve iş yerinin insana uyumlu olması için gereken koşullar sağlandığında da iş, insana daha uyumlu hale gelir ve iş görenden optimum verim sağlanabilir.
Kaynak: Mühendisler İçin Ergonomi – İşbilim Ergonomi – Fatih C. Babalık