Demir madeni, geçmişten bugüne kadar var olan medeniyetlerin, uygarlıkların ve teknolojinin oluşmasını sağlayan en büyük unsurlardan biridir diyebiliriz.
Son maden çağı olan demir çağı, M.Ö 1800 – 1200 yılları arasında farklı yerlerde farklı zamanlarda başlamış ve yazının keşfi sonucu tarihi çağlara geçilmesiyle son bulmuştur. Tunç kadar pahalı ve zor bulunmadığı için kısa süre içerisinde kullanımı yaygınlaşmıştır. Zaman ilerledikçe, keşfedilen demir cevherleri ile demir hem en ucuz hem de en çok kullanılan maden olmuştur.
Demir cevheri, bakırdan daha kolay bulunduğu için hızla yayılmıştır. Odun kömürü ile eritilmesi ve enerji maliyetinin düşük olması ile demir kullanımı yaygınlaşmıştır. Kısa süre içerisinde bir çok araç üretilmiş ve böylece insanlar bu araçlar sayesinde yaşamlarını kolaylaştırmışlardır. Balta, saban vb. ürünler üretilmiş,bu ürünlerle tarım daha da ilerlemiş tarımın ilerlemesi de dolaylı olarak insanlığın gelişiminde büyük rol oynamıştır.

Toplumların destanları incelendiğinde demircilerin neredeyse hepsinde tanrısal niteliklere sahip olduğu görülür.Her toplumda demirciler saygın bir konuma sahiptirler.Yunan mitolojisindeki tanrılardan biri olan Hephaistos tanrılar için demircilikle uğraşarak onlara silah ve zırh yapardı. Ergenekon Destanında Türkler, Ergenekon’dan çıkmak için yer ararken bir demircinin tavsiyesi üzerine dağdaki demir madenini eriterek geçit açarlar ve Ergenekon’dan çıkarlar. Daha bunun gibi birçok örnekler mevcuttur.
Demircilere tanrısal nitelik verilmesinin altında yatan bir neden vardır.Bu neden insanoğlunun kullandığı ilk demiri meteorlardan elde etmesidir.Bu yüzden Mısırlılar demire ‘göğün armağanı’ , Sümerler ise ‘göğün madeni’ adını vermişlerdir.