Arama Motoru Nedir?
Arama motorları, internetin sonsuzluğu içinde kaybolmadan ulaşmak istediğimiz bilgiye hızlı ve kolay ulaşmamızı sağlayan, internet kullanıcılarının ihtiyaç duyduğu herhangi bir bilgiyi içeren ve en iyi web sayfalarını arayabilen, arama yapan kişilere aradıkları şeyle ilgili mümkün olan en iyi sonucu vermeyi hedefleyen sistemlerdir.
Arama Motorlarının Tarihi
İlk Arama Motoru

İnternet üzerinde kullanıcılardan ziyade içerik aranmasına olanak sağlayan ilk araç Archie’dir. Archie, İngilizce’de arşiv anlamına gelen “archive” kelimesindeki “v” harfinin kaldırılması ile oluşturulmuştur. Archie, Montreal McGill Üniversitesi’nde bilgisayar bilimi alanında öğrenim gören Alan Emtage, Bill Heelan ve J. Peter Deutsch tarafından 1990 yılında oluşturulmuştur.
Bu sistem, halka açık durumda faaliyet gösteren tüm FTP (İnternete bağlı iki bilgisayar arasında dosya transferini sağlayan bir protokol) sitelerindeki dosyaların bir listesini kullanıcının bilgisayarına indiriyor ve ardından kullanıcının bu liste vasıtasıyla dosya adları üzerinde arama yapmasına imkan sağlıyordu. İçeriklerin son derece kısıtlı olması nedeniyle Archie, sadece dosya isimleri üzerinde arama yapabiliyor, isteyen kullanıcılar ilgili dosyayı bilgisayarına indirerek, dosyanın içeriği üzerinde kendisi arama yapabiliyordu. Özetle, bir bilgisayarda dosya aranması ile aynı prensibe sahip bir arama motoruydu.
1994 yılında, dijital pazara Altavista giriş yaptı. Altavista, ileri düzey aramalar, aynı gün içerisinde dizine içerik alma ve farklı dillerde sonuç gösterme gibi avantajlara sahipti. Bu sebeplerden dolayı arama motoru tarihinin başlangıcı olarak kabul edilebilir.
Sonraki iki yıl içinde, pazarın da genişlemesi ile Yahoo, Webcrawler ve Google piyasaya girerek Altavista’nın önüne geçti. Yahoo zaman içerisinde e-mail konusuna ağırlık verdiği için rekabette biraz geri kaldı. Webcrawler da, Altavista gibi birkaç farklı özelliği ile pazarda olduğu için Google’a yetişemedi.

Google‘ın kuruluşu, 1996 yılı Ocak ayına dayanıyor. Kaliforniya’daki Stanford Üniversitesi’nde doktora öğrencileri olan Larry Page ve Sergey Brin araştırma projeleri sebebiyle Google için çalışmalar yapmaya başladı.

Geleneksel arama motorlarıyla yapılan aramalarda, sonuçlar; aranan terimlerin sayfada kaç kez görüldüğü mantığıyla sıralanıyordu. Google ise siteler arası ilişkilerin analizi konusunda çok daha elverişli iki sistem kuramı ortaya koydu. Bu yeni teknolojiye PageRank adı veriliyordu, bu sisteme göre sayfa dizinlerinin orijinal site ile olan bağlantı dönüşümleri belirlenerek; siteler, gösterilen ilgiye göre sıralanıyordu.
Küçük bir arama motoru olan ve Robin Li tarafından geliştirilen “RankDex”, 1996’dan beri site puanlaması ve sayfa sıralaması için benzer bir strateji kullanan bir uygulamaydı. RankDex, patentliydi ve Li’nin Çin’de kurulmuş olduğu Baidu adını taşıyan arama motoru bu sistemle çalışıyordu.
Page ve Brin yeni oluşturdukları arama motoruna ilk olarak “BackRub” ismini koymuştu çünkü siteler için geri bağlantıların kontrol edilmesinin önemini tahmin edebiliyorlardı. Ancak daha sonra, “googol” sözcüğü üzerinde orijinal bir imlâ değişikliği yapılarak bu arama motoru Google olarak adlandırıldı. Google arama motoruyla insanlara büyük bir bilgi kaynağının sunulduğunu belirtmek için bu isim konulmuştu çünkü googol on üzeri yüz sayısını ifade ediyordu. Başlangıçta Google; Stanford Üniversitesi’nin alt-alan adı olarak “google.stanford.edu” alan adını kullandı.
Bugün kullandığı alan adını 15 Eylül 1997’de etkinleştirdi ve 4 Eylül 1998’de Google şirketi resmen kuruldu. Şirket merkezi, Kaliforniya’da bulunan bir garaj olarak belirlendi ve Stanford Üniversitesi’nde doktora yapan bir öğrenci olan Craig Silverstein, ilk çalışan olarak işe alındı.
Bir yıl önceki sayı olan 931 milyon tekil ziyaretçi sayısındaki yüzde 8.4’lük bir artışla, 2001 Mayıs ayında; Google’ınn tekil ziyaretçi sayısı ilk kez 1 milyarı buldu.
Arama Motorları Nasıl Çalışır?

Arama motorları; web crawler, dizin ve kullanıcı ara birimi olmak üzere 3 ayrı bileşenden oluşur. Spider/web crawler denilen arama motoru robotları, internet ortamındaki tüm web sitelerini tarayarak arama motoru dizinine (veri tabanına) indekslenmesi gereken içeriklerin URL’lerini toplar. Ardından topladığı bilgileri arama motorunun veri merkezindeki sunuculara taşır. Bir web sitesinin site haritası ve sayfalarındaki tüm linkleri bularak, internetteki diğer web sitelerinde yer alan içeriklerle ilişkilendirir ve birbirleri ile olan link ilişkilerini inceleyerek kendi veri haznesine alır ve belirlenmiş olan algoritmalara göre bu siteleri puanlayarak istenen sonuçlar arasında derecelendirilmiş şekilde kullanıcılara sunar. Google bu noktada, diğer arama motorlarından farklılaşıyor. Bu fark, Google’ın Pagerank algoritmasını geliştirilmesi. Eğer Google bir siteyi değerli bir site olarak görüyorsa ve başka birkaç site de aynı şartlardaysa, bu sitelerden birinin diğerine link vermesiyle, link verilen site diğerlerinden öne çıkıyor. Yani bir site diğerine referans oluyor. Bu sayede Google bunu değerli bularak, arama sonuçlarının başında görüntülüyor.
Arama motoru botları bir web sitesini ziyaret ettiğinde;
- Web sayfasının yapısı
- İçeriğin yapısı / orijinalliği / kelime sayısı
- Diğer sayfalara giden ve diğer sayfalardan gelen link bağlantıları
- Anahtar kelimenin sıklığı
gibi birçok kriteri de toplayarak götürür. Daha sonra bunlar ana mekanizmada tam algoritmayla eşleştirerek kullanıcılara sunulur. Böylece arama motoru kullanıcıya en iyi ve yararlı bilgiyi sunma yolculuğunu tamamlamış olur.
Kaynakça
- www.hosting.com.tr
- support.google.com
- wmaraci.com
- www.seosozluk.com