Kızılderili Şef Seatle zamanında:
‘Beyaz adam annesi olan toprağa ve kardeşi olan gökyüzüne, alıp satılacak, işlenecek, yağmalanacak bir şey gözüyle bakar. Onun bu ihtirasıdır ki toprakları çölleştirecek ve her şeyi yiyip bitirecektir. Beyaz adamın kurduğu kentlerde, bir çiçeğin taç yapraklarının açarken çıkardığı tatlı sesler, bir kelebeğin kanat çırpışları duyulamaz. Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde; beyaz adam paranın yenilemeyen bir şey olduğunu anlayacak!’ demiş.
Lüks yaşamak mı ?
Sürdürülür bir dünya içinde yaşamak mı ?
İnsanlık, gelecek nesiller olmayacak ve sadece şuan varmış gibi yaşamaktadır. Bu durumun önüne ne kadar geçilmeye çalışılsa da yetersiz kalınmaktadır. İnsanoğlunun yetinmeyişi ve devamlı rekabet halinde oluşu evreni sona doğru yaklaştırmaktadır.
İklimin ne kadar değişken olduğunun, topraktan yakın atamızın aldığı mahsul kadar verim alamadığımızın, hastalıkların çoğaldığının hele ki kanser vakalarının son zamanlarda ne kadar arttığının herkes farkındadır. Bunlar neden böyle oldu diyen düşünen oldu mu hiç ?
Tek soru tek cevap.
-Para
Devletlerin ekonomik büyüme hırsı, rekabet aşkı yüzünden dünyayı bu hale getirdik.
200 yılda gezegenimizin sıcaklığı 0.9 santigrat derece artmıştır ve bu çok ciddi bir rakamdır.
Son 20 yılda buzullarda ki erimenin önceki hızına göre 2 kat arttığı gözlemlenmektedir.
Sanayi devriminden bu yana okyanusların asitlenme seviyesi %30 artmıştır. Böylece daha fazla karbondioksit emilimi gerçekleşmektedir.

Çalışmalar, iklim değişikliğine sera gazı emisyonu artışının neden olduğunu göstermektedir. Küresel ısınmaya neden olan sera gazı emisyonu; enerji, endüstri ve tarım faaliyetlerinden kaynaklanan: karbondioksit, metan, nitröz oksit, hidrofluorokarbonlar vb. gazlarını kapsamaktadır. Bu gazların artışı;
-Dünyada yüzey sıcaklığının artmasına,
-Buzulların erimesine,
-Deniz seviyelerinin yükselmesine,
-Okyanusların asit seviyesinin artmasına,
-Biyoçeşitliliğin azalmasına neden olmaktadır!
Bu salınımları en çok yapanlar gelişmiş ülkelerdir lakin bunun getirdiği sonuçların sıkıntısını en çok çeken gelişmekte olan ülkelerdir. Çünkü gerekli alt yapı ve ekonomisi yoktur.
Öneriler:
Biyoyakıtlara rağbet artabilir.
Devlet fabrikalara daha çok denetim sağlayarak çıkış gazlarında ki kontrolü arttırabilir.
Tarımda teknolojik robotlar kullanılarak insan hatasını ortadan kaldırabilir. (Bilinçli, yeterli ilaçlama)
Dünyamız Kurtulabilir Mi?
Her zaman herşey için umut vardır. İnsanlık geleceği düşünerek hareket ederse düzelmemesi için bir neden yoktur…
Kaynaklar:
1.http://www.hurriyet.com.tr/son-irmak-kurudugunda-son-agac-yok-oldugunda-335393
2.http://www.bilimteknik.tubitak.gov.tr/makale/karbon-ekonomisi-gezegenimizin-omrunu-uzatabilir-mi
3.https://anahtar.sanayi.gov.tr/tr/news/dusuk-karbonlu-kalkinma/490
4.https://www.enerjigazetesi.ist/yeni-rapor-ile-g20-ulkelerinin-dusuk-karbon-ekonomisi-performanslari/
5.https://www.yesilist.com/dongusel-ekonomi-ve-tuketim-aliskanliklarini-karbon-ayak-izimiz-uzerindeki-etkisi/
6.http://www.tdk.gov.tr/
