Üretim yapmak birçok bileşenin bir araya gelerek ortaya çıkan bir sonuçtur. Üretim sonucunda ortaya çıkacak ürünleri oluşturan parçalar ise bu süreci etkileyen en önemli faktördür. Yani üretim için gerekli olan malzemeler, iş gücü veya tesisler hepsi üretim sürecini yakından etkiler. Üretim sürecinin en önemli kararlarından biri ise üretim yapılacak yeri belirlemektir. Üretim yapılacak yer üretim maliyetine, üretim hızına hatta markanızın oluşturacağa algıya kadar birçok etkisi vardır.
Küreselleşen dünyada ülkeler arası artan etkileşim ile ortak kazançlar ve kayıplar giderek atmaktadır. Günümüz dünyasında hiçbir ülke kendini bu düzenden soyutlayamaz veya soyutlarsa sonuçlarına katlanır. Şuan ise ekonomik gündemimizi yakından ilgilendiren bir olayın arka planında yaşananlar gün yüzüne çıkmaya devam etmektedir. Amerika ve Çin arasında devam eden ekonomik yaptırımlar gerginliği ABD Başkanı Trump’ın Apple’a yaptığı yerli üretim baskısını beraberinde getirdi. Apple bu baskılara tam olarak olumlu cevap verip uygulamasa da bazı önlemler aldı. Ancak yaşanan bir olay ise bizleri hayrete düşürmekle beraber düşünmeye sevk ediyor.
2012 yılında Tim Cook Apple’ın Amerika’da bir Mac bilgisayarı yapacağını duyurmak için bir canlı yayın programına katıldı. Fakat uzun zaman geçmesine rağmen “Amerika’da bir araya getirildi” yazılacak bilgisayar hayata geçirilemedi. Bu plan değişikliğinin sebebi ise Apple’ın top class fabrikalarından biri olan Teksas fabrikasının günlük 1000 adet vida üretim hacmine sahip olduğu ve bu sayının yeteri kadar olmadığı bunun neticesinde ise siparişler konusunda sıkıntıya düştüklerini ve acilen Çin fabrikalarından vida sipariş ettikleri ortaya çıktı. Bu olayla beraber Çin iş gücünün ve üretim seviyesinin dünya için ne kadar önemli olduğunu ortaya koymaktadır.
Yukarıda belirtilen olay gibi birçok olay yaşanmaktadır günümüz ekonomik dünyasında. Her ne kadar küreselleşen pazarlar ile her geçen gün rekabetçi pazara ulaşmaya yaklaşsak bile hala bir üretim bir tedarikçiye mahkûm olabilmektedir. Bunun sebebi ise tedarikçilerin ucuz iş gücü ülkelerini tercih etmesidir. Bu durum şirketler için büyük bir kazanç sağlamaktadır. Ucuz iş gücünün önemini anlamak için örneklerimizi geliştirecek olursak şu örneği verebiliriz. Ünlü bir avize üreticisi marka ucuz iş gücü yerini tercih etmelerinden dolayı oluşan imaj kaybını telafi etmek için fabrikalarını yoğun satış yaptıkları Amerika’ya taşımalarının fizibilite çalışmasını yapar ve ortaya çıkan sonuç şaşırtıcıdır. Firma fabrikasını taşıması halinde nakliye kalemi azalmasına rağmen yaklaşık 3 katına çıkacaktır. 3 katına çıkan maliyet ile imaj kaybından oluşan satış azalmasını kar terazisine koyan şirket üretimine mevcut durumda olduğu gibi ucuz iş gücünde devam etmeye karar verir.
Sonuç olarak giderek büyüyen ekonomiler ile küçülen dünyada herkes kendine farklı seçenekler bulsa bile aslında bir diğer yönden de birbirine bağlı duruma gelmektedir çünkü rekabetçi ortamlarda hata yapma olasılığı olan bir risk almak firmaların sonu olabilir.