Katkı Efsanesi, Isıl İşlem Gerçekleri ve Sağlık Açısından Doğru Tercih
Marketten alınan UHT sütler “katkılı” olduğu için mi uzun süre dayanıyor, yoksa açık süt gerçekten daha mı doğal?
Bu soru Türkiye’de neredeyse herkesin aklını kurcalıyor.
UHT ve açık süt arasındaki fark yalnızca raf ömrü değildir; uygulanan ısıl işlem, mikroorganizma yükü, vitamin kaybı ve sağlık riskleri açısından da ciddi farklar bulunmaktadır. Bu yazıda, sütle ilgili en yaygın yanlış inanışlar bilimsel veriler ışığında ele alınmaktadır.
UHT Süt Nedir?
“Katkı Maddesi” İddiaları Ne Kadar Doğru?
Türk Gıda Kodeksi Çiğ Süt ve Isıl İşlem Görmüş İçme Sütleri Tebliği’ne göre UHT süt; oda sıcaklığında saklanabilen, ticari olarak steril bir ürün elde etmek amacıyla, normal depolama koşullarında bozulmaya neden olacak mikroorganizmaları ve sporlarını yok eden, en az 135 °C’de 1 saniye süreyle, uygun sıcaklık–zaman kombinasyonunda, sürekli akış altında uygulanan yüksek sıcaklıkta kısa süreli ısıl işlemden geçirilmiş süttür.
UHT (Ultra High Temperature), adından da anlaşılacağı üzere ultra yüksek sıcaklık anlamına gelmektedir. UHT sütler tüketiciler arasında genellikle “kutu süt” veya “sterilize süt” olarak adlandırılmaktadır.
UHT sütlerle ilgili en sık dile getirilen iddialardan biri, bu ürünlerde katkı maddeleri, antibiyotikler veya koruyucular kullanıldığı yönündedir. Genellikle şu soru sorulur:
“Katkı maddesi yoksa bu sütler nasıl bu kadar uzun süre dayanıyor, evde kaynattığımız sütler neden hemen bozuluyor?”
Bu noktada önemli bir yanlış anlaşılmayı düzeltmek gerekir. UHT sütlerde uzun raf ömrü sağlayan unsur katkı maddeleri değil, kontrollü ve standartlara uygun şekilde uygulanan ısıl işlem teknolojisidir. Bu işlem sırasında sütün içinde bulunabilecek sağlığa zararlı mikroorganizmalar etkisiz hale getirilir. Ardından süt yaklaşık 20 °C’ye kadar soğutulur ve aseptik koşullarda ambalajlanır. Tüm bu aşamalar sayesinde UHT sütler katkı maddesi içermeden uzun süre dayanabilir.
Güncel bilimsel değerlendirmeler de (EFSA ve FAO raporları) UHT sütlerde izin verilen bir koruyucu veya katkı maddesi bulunmadığını, raf ömrünün tamamen ısı ve ambalaj teknolojisi ile sağlandığını doğrulamaktadır.
Açık (Sokak) Sütleri: Görünmeyen Riskler
Sokaklarda, pazarlarda veya çeşitli yerlerde pet şişe ya da güğüm içerisinde satılan sütlerin hangi koşullarda, ne şekilde üretildiği ve taşındığı çoğu zaman belirsizdir. Bu sütlerin genellikle soğuk zincir sağlanmadan tüketiciye ulaştığı bilinmektedir.
Evlerimizde bu sütleri çoğunlukla göz kararı bir sıcaklık ve sürede kaynattığımızı da biliyoruz. Kaynatma işlemi, sütteki mikroorganizmaları öldürme açısından etkili olsa da evde kontrolsüz şekilde uygulanan bu yöntem, zararlı mikroorganizmalarla birlikte yararlı mikroorganizmaların da yok olmasına neden olmaktadır.
Bunun yanı sıra yüksek sıcaklık ve uzun süreli kaynatma sonucunda:
-
Süt proteinleri denatüre olmakta,
-
Sütün besin değeri düşmekte,
-
Vitamin B1, B6, B12, folik asit ve C vitamini kayıpları meydana gelmektedir.
-
Soğuk Zincir ve Mikrobiyolojik Tehlike
Açıkta satılan sütlerde soğuk zincir sağlanamadığı için, üretimden tüketiciye ulaşana kadar geçen sürede mikroorganizma yükü hızla artmaktadır. Bu durum, ısı ile tamamen yok edilemeyen bazı toksinlerin oluşmasına zemin hazırlayabilmektedir.
Ayrıca denetimsiz şekilde tüketime sunulan bu sütlerin dayanıklılığını artırmak amacıyla:
-
Süte soda veya karbonat eklenmesi,
-
Yağının alınarak su katılması
gibi besin değerini düşüren ve tüketiciyi yanıltan uygulamalara da rastlanabilmektedir.
-
“UHT Süt Vitaminleri Öldürüyor” İnanışı Doğru mu?
Toplumda yaygın olan bir diğer yanlış inanış, ısıl işlem görmüş sütlerin vitamin değerlerini tamamen kaybettiği yönündedir. Oysa UHT sütlerde uygulanan ısıl işlem yalnızca birkaç saniye sürdüğü için vitamin kaybı oldukça sınırlıdır.
Güncel araştırmalar, UHT işleminde oluşan vitamin kaybının; evde uzun süre kaynatılan sütlere kıyasla daha düşük veya benzer düzeyde olduğunu göstermektedir. Asıl risk, sütün hiç pastörize veya sterilize edilmeden tüketilmesidir.
Tüketici Algısı: Sokak Sütü Neden Daha “Doğal” Sanılıyor?
Üniversite yıllarında bulunduğum şehirde yapılan küçük bir saha çalışmasında, halka şu soru yöneltilmişti:
“Sokak sütü mü, market sütü mü?”
Bu soruya yanıt veren 100 kişinin 99’u sokak sütünü tercih ettiğini belirtmiş, gerekçe olarak ise market sütlerinin “katkılı” olduğunu ifade etmişti. Market sütünü tercih eden tek kişi ise Veteriner Fakültesi öğrencisi olduğunu söylemiş ve süte uygulanan teknolojik işlemleri anlatarak tercihini gerekçelendirmişti.
Bu örnek, tüketicilerdeki “katkısız = doğal = daha sağlıklı” algısının ne kadar yaygın olduğunu açıkça göstermektedir.
Sonuç: Doğal Sanılan Her Şey Güvenli Değildir
Sonuç olarak, tüketicilerin önemli bir kısmı katkısız ve doğal olduğu düşüncesiyle açık sütleri tercih etmektedir. Ancak sokak sütleri çoğu zaman denetimden uzaktır; besin değeri düşürülmüş, su veya soda eklenmiş olabileceği gibi, aynı zamanda zengin ve kontrolsüz bir mikroorganizma ortamına da sahip olabilir.
UHT sütler ise doğru teknoloji, kontrollü ısıl işlem ve aseptik ambalajlama sayesinde katkı maddesi içermeden güvenli şekilde tüketilebilen ürünlerdir. Süt tercihinde “doğal” algısından ziyade bilimsel ve hijyenik kriterlerin dikkate alınması, halk sağlığı açısından büyük önem taşımaktadır.
2 yorum
Dedemin çiftliğinde bulunduğum süreç içerisinde gördüğüm şekliyle anlatıyorum mandıraya süt satıyoruz ve bu sütler bilindiği üzere sabah ve akşam olmak üzere 2 kez sağılıyor ve sadece sabahları süt toplama aracı geliyor. Sütün sabaha kadar bozulmaması için bir sıvı veriyorlar ve süte katmamızı istiyorlar. Bu sıvının içeriğini bilmediğim gibi cilde temas halinde cildi bembeyaz yaparak cildi tahriş ediyor ayrıca ilaçlı sütten ev yoğurdu da olmuyor. Şimdi tekrar düşünelim katkısız şekilde kaynatılan süt mü yoksa ilaveli süt mü daha sağlıklı?
Paylaştığınız deneyim çok önemli bir noktaya temas ediyor. Öncelikle şunu netleştirmek gerekir: Çiğ süte herhangi bir kimyasal madde eklenmesi yasal değildir. Sütün bozulmaması için doğru ve güvenli yöntem; hızlı soğutma ve soğuk zincirin korunmasıdır, katkı maddesi eklenmesi değil.
Süt toplama süreci doğru yönetildiğinde, sağım sonrası süt hızla 4 °C civarına soğutulur ve bu şekilde sabaha kadar bozulmadan muhafaza edilebilir. Ciltte tahrişe yol açan ve ev yoğurdu yapılmasını engelleyen maddeler, gıda güvenliği açısından ciddi risk oluşturur ve kabul edilebilir uygulamalar değildir.
İlgili yazımızda da değindiğimiz gibi, önemli olan “açık ya da UHT süt” ayrımından ziyade sütün nasıl üretildiği, işlendiği ve saklandığıdır.
Evde katkısız şekilde kaynatılan ve güvenilir koşullarda elde edilen süt ile, kontrollü koşullarda üretilmiş UHT sütler güvenli kabul edilir. Ancak içeriği bilinmeyen maddeler eklenmiş sütler, hangi formda olursa olsun sağlıklı değildir.
Değerli katkınız için teşekkür ederiz.