Evrenimiz, uzayzaman içinde gezegenler, yıldızlar, galaksiler, madde, enerji ve hatta belki de şu an bilmediğimiz birçok farklı bileşenden oluşmakta. Evrenin içinde barındırdıklarını gözlemler, düşünce deneyleri ile tahmin edebilsek de evrenin büyüklüğünü hala kesin olarak bilemiyoruz. Fakat gözlemlediğimiz kozmik radyasyonlara göre evrenin büyüklüğünü yaklaşık olarak hesaplayabiliyoruz. Gözlemleyebildiğimiz evren şu anda 93 milyar ışık yılı çapında ve hala genişlemekte. Işığın her yönde ilerlediğini düşünürsek, evrenimizi çapı 93 milyar ışık yılı olan ve sürekli büyüyen bir küreye benzetebiliriz.
Bir ışık yılının 9.5 trilyon km olduğunu ve şu an elimizde bulunan teknolojiyi düşünürsek, bu kadar büyük bir evren içinde gezegenimizden fazla uzaklaşmamız imkânsız. Uzayzaman içinde büyük mesafeleri katedebilmek için alternatif yollara ihtiyacımız var. Bu alternatif yolumuz, uzayzaman içinde iki noktayı birbirine daha kısa bir yoldan bağlayan bir solucan deliği olabilir.

Bilim dünyası tarafından çoğunlukla kabul gören Einstein’ın İzafiyet teorisine göre artık uzay ve zamanın ayrı olmadığını, tek bir düzlem olduğunu ve kütleler nedeniyle bükülebildiğini kabul ediyoruz. Bu bağlamda uzayzamanın katlanarak iki noktasının bir araya gelmesi de mümkün görünmekte. Uzayzaman içinde bağımsız iki noktanın bir araya geldiği ve tıpkı bir kestirme yol görevi gören bu yapılara biz solucan deliği ismini veriyoruz. Solucan delikleri, uzayzaman içinde kara delik ve beyaz deliklerle birlikte bulunuyor. Bu nedenle solucan deliklerini açıklamadan önce kara ve beyaz deliklere de değinmemiz gerekiyor.
Kara Delikler
Kara delikler basit olarak, uzayzaman içinde yer çekimleri çok yüksek olan bir obje veya nokta olarak tanımlanır. Yer çekimleri o kadar yüksektir ki, kara deliklerden hiçbir şey kaçamaz. Işık dahi kara deliğin içine çekilir ve yutulur, kara deliklerin kara olmalarının nedeni de budur.
Kara deliklerin çoğu yıldızların sönmesi sonucu oluşur. Bir yıldızın yanacak yakıtı kalmadığında yıldız çökmeye başlar. Bu duruma supernova adını veririz. Supernova bir yıldızın ölümüdür.
Süper dev olarak adlandırdığımız yıldızlar, bizim Güneş’imizin kütlece en az 8 kat büyükleri, söndüklerinde artık yer çekimlerini karşılayabilecek bir basınçları olmaz. Bu durumda yıldızın devasa kütlesi içeriye doğru çöker. Yıldızın yer çekimi geriye kalan tüm kuvvetleri yener ve yıldızdan kalan tüm kütle merkezdeki, yoğunluğu aşırı büyük olan bir noktaya çekilir yani bir nevi yutulur. Bu ufak noktanın kütlesi çok büyüktür, bu nedenle uzayzamanda büyük bir bükülmeye neden olur. Bu bükülmenin büyüklüğü de yer çekiminin büyüklüğü anlamına gelir. Yer çekiminin çok yüksek olması nedeniyle de kara delikten ışık dahi kaçamaz ve yutulur.
Kara deliklerin yüzeyini olay ufku olarak adlandırmaktayız. Olay ufku, ışık ve maddenin artık kaçamadığı bölge olarak nitelendirilebilir. Bir karadelik madde yuttukça olay ufku genişler ve olay ufkunun genişlemesiyle yer çekimi artar. Olay ufku ve ötesinde, neler olduğunu halen tam olarak bilemiyoruz ve bildiğimiz fizik yasalarıyla açıklayamıyoruz. Fakat olay ufku ve yakınlarında zamanın nasıl işlediğine dair bir bilgimiz var. Olay ufkuna yaklaştıkça uzayzamandaki bükülmeden dolayı zaman yavaşlar ve olay ufkuna varıldığında zaman durur. Bir örnek vermek gerekirse, eğer bir kara deliğin olay ufkunda durabilseydiniz zaman sizin için durup, evrenin geri kalanı için akmaya devam edeceğinden kısa bir süre içinde evrenin sonunu görebilirdiniz.

Beyaz Delikler
Beyaz delikler, kara deliğe düşen bir maddenin veya ışığın evrenin başka bir yerinde yeniden ortaya çıktığı noktalar olarak tanımlanırlar. Kara delikler için söylediklerimizin tersi beyaz delikler için geçerlidir. Beyaz deliklere madde veya ışık giremez. Ayrıca beyaz delikler entropiyle ilgili termodinamik yasalarını da ihlal eder. Aynı zamanda elimizde bir beyaz deliğin nasıl oluşacağına dair hiçbir bilgi bulunmadığından varlıkları hala tartışılmaktadır.
Beyaz deliklerin tartışılmaya başlanması ise Einstein’ın İzafiyet Teoremi’ne dayanır. Bu teoreme göre bulunan kara deliklerin bir çıkışının da olabileceği düşünülüyor. Fakat şu ana kadar hiçbir beyaz delik gözlemlenmedi. Yine de denklemler ve düşünce deneylerine göre var olmaları da hala bir ihtimal olarak bulunmakta.
Bilim insanları beyaz delikler var olsa da çok fazla yaşamadıklarını düşünüyor. Bunun nedeni beyaz delikten çıkan bir maddenin, halihâzırda beyaz deliği yörüngeleyen bir maddeyle çarpışması ihtimali. Bu çarpışmanın beyaz deliğin çöküp kapanmasına hatta bir kara deliğe dönüşmesine neden olabileceğini düşünüyorlar.

Solucan Delikleri
Solucan delikleri veya bir diğer adıyla Einstein-Rosen Köprüsü, uzayzamanın bükülmesinin sonucu olarak uzayzamanda birbirinden farklı iki noktanın kestirme bir yolla bağlanması olarak tanımlanır. Bir solucan deliğinin iki ucu vardır, bir ucu maddelerin ve ışığın giriş yaptığı kara delik, bir diğer ucu ise madde ve ışığın çıkış yaptığı beyaz delik. Eğer solucan deliği geçilebilir bir madde ise, uzayzaman içindeki iki nokta arasında normalde milyonlarca ışık yılı sürecek bir seyahati, bir solucan deliği kullanarak çok daha kısa sürede tamamlayabiliriz.
Beyaz deliklere benzer olarak, halen bir solucan deliği gözlemlenmiş değil. Bunun bir nedeni solucan deliklerinin stabil olmaması olabilir. Yukarıda bahsettiğimiz beyaz deliklerin uzun yaşayamaması nedeniyle solucan delikleri stabil değil ve kapanmaya mahkûm.
Peki şu an elimizde bulunan teknoloji ile bir solucan deliği seyahati yapabilir miyiz? Bunun cevabı maalesef hayır. Solucan deliklerini stabil hale getirebilecek olsak bile solucan deliğinin içindeki yer çekimine karşı koyabilecek bir materyalimiz hala yok. Bu nedenle yakın zamanda bir solucan deliği seyahati öngörülmüyor. Fakat gelecekte, gerekli materyaller üretilip şartlar sağlandığında evrenin diğer ucuna bir solucan deliği seyahati haberi alabiliriz.

Kaynakça:
www.wikipedia.org
www.edinformatics.com
www.scienceabc.com
www.livescience.com
www.space.com