Teknolojiyle ilgilenen hemen hemen herkesin bildiği bir “üs” var: Silikon Vadisi. Normalde San Jose’nin adının Silikon Vadisi olmasının sebebi ise böyle de önemli şekilde faaliyet gösteren silikon çip üreticileri. Sonradan sonraya Mozilla’dan Twitter’a, Oracle’dan Apple’a devlerin, büyüklerin çıkış yeri olmuş ve teknolojinin akıl kaynağı olmuştu.
Silikon Vadisi’nin Geçmişi
1800’lü yıllarda Kaliforniya’da altın yataklarının bulunması, üstüne 1891 yılında Stanford Üniversitesi’nin kuruluşu, Silikon Vadisi’nin temellerini attı. Bu atılımlar 20.yüzyılda da devam etti. Mesela Stanford Üniversitesi’nin mezunu iki adam, Bill Hewlett ve David Packard, okullarından aldıkları destekle 1939 yılında “bir garajda” Hewlett Packard’ı kurdular, yani HP’yi. Vadi’yi vadi yapan yegâne yapının üniversite olması çok normaldi. Zira okulun dekanı, çevredeki arazileri bir bir şirketlere satıyor, bu bölgelerde teknolojik faaliyetler yürütülmesine kapı açıyordu. Bu faaliyetlere de verilebilecek en güzel örneklerden biri de “General Electric” ve “Kodak”.
Nice garajlarda, nice karavanlarda bölgenin ve dünyanın hakimi projeler geliştirildi. Bugün kullandığımız bilgisayarlarda, internet ortamında vs. kullanılan çoğu markanın temeli ya burada atıldı, ya da kurulduktan sonra bu bölgeye taşındı.
Kendi Yağında Kavruluyor
Bugün sanala hükmedenlerin çıktığı bölgenin ortak olması şaşırtıcı değil. Zira o şirketlerin aynı üniversiteden, Stanford’dan mezun olması, bunu durumun habercisi. Yani içeriden mezun ettiklerini şirket sahibi yapıyor, milyar dolarları yönettiriyorlar. Google, YouTube gibi firmaların biraz esprili hikayeleri belli: Stanford’dan mezun ol, karavan, garaj tarzı bir yer bul, fikrini uygulamaya geç ve zengin ol. Başarılı girişimin vücut bulmuş halidir Silikon Vadisi.
Aslında böyle bir bölgenin oluşması, oluşurken planlanan bir projenin olduğunu gösteriyor. Yani yavaş yavaş atılan adımlar esnasında “Böyle bir bölgeye kurduğumuz üniversiteden vereceğimiz mezunlar da burada şirketler açıp zengin olurlar.” demişlerdir. Demişlerdir diyorum , çünkü tünelin sonundaki ışığın tren olduğunu değil de tünelin çıkışı olduğunu görenler ancak böyle bir yapının girişimine koyulabilir.
Bir Vadi de Bizim Olsun
Silikon Vadisi, eğer teknoloji devlerini doğuran bir “Kapalıçarşı”ysa, bunu Türkiye’nin yapması içten bile değil. Bu düşünceyle de Kocaeli’de 3 milyon metrekarelik alana bir Bilişim Vadisi kuruluyor. Tam olarak bir Silikon Vadisi olabilir mi diye düşünmeden edemesek de böyle bir projenin arkasında durmamız da gerekmiyor değil. 5 etap olarak düşünülen Vadi’nin ilk etap inşaatı geçtiğimiz günlerde tamamlandı. Şimdiden 61 firmanın da ev sahipliği yapması, ilerleyen dönemlere umutla bakmamıza sebep olacak nitelikte.
Erken mi Geç mi?
Ne olursa olsun yapılanların destekçisi olmak lazım. Ama geç, ama çok daha geç. Mesele maratondaki rakibini yakalayabilmekte, geçebilmekte, onun önünde bayrağı teslim edebilmekte..
Yapılan, düşünülen projelerin çoğuna erken yapıldı denemez. Çünkü teknoloji ve bilim her an üstüne koyarak ilerler ve “zamanında yapılan ilkler” dışında geç kalınmış sayılırlar. O yüzden geç kaldığımızı fark etmemiz lazım. Fakat sormamız gereken soru şu: Çok mu geç kaldık? Bu sorunun cevabını okuyan herkesin kendi payında cevaplaması gerekiyor. Çünkü varsa hatamızı ancak o zaman anlarız. Zamanında yapılmasını değil, yapılması gereken zamanı bilmemiz gerekiyor. Birileri 19.yüzyıldan beri büyük büyük teknolojileri kurabiliyorsa, ki donanımları da bu seviyede belli, bizim 21.yüzyılda daha inşaatını tamamlamamız da şunu gösteriyor: Hadi herkes kendince öz eleştirisini yapsın..
İleri Okuma: aa.com.tr
