Değerli okuyucular mühendislik deyince herkesin aklına 4 yıl boyunca matematik denklemleri arasında kaybolmuş, hayatta neler oluyor farkında değil biri mi geliyor acaba! Yoksa bu sadece benim mi düşüncem.
Ya da aranızdan bazıları 4 sene bile çok. Avrupa’nın çoğu üniversitesinde 3 yılda lisans bitiriyor herkes, sonra rahat rahat yüksek lisans yapıyor mu diyorsunuz!
Veya aranızda her şeye isyan modunda olup 5 değil 25 yıl yapsanız bizden mühendis olmaz diyenler mi var!
Kısacası bu konuda yazı yazmayı uzun zamandır düşünüyordum. Sadece beni düşündüren asıl soru, benim dışımdaki mühendis veya mühendis adayı insanların bu konuda ne düşünüyor olduğu idi.
Bunun için her mühendisin hayatının bir parçası olan sayılara olan aşkım depreşti ve ufak bir anket çalışması yaptım. Bu anketin sonuçlarını sayıların dansı olarak adlandırdığım istatistikler üzerinden değerlendirdim ve sonuç gayet şaşırtıcı çıktı! Tabi şunu da belirtmem de fayda var. Anket çalışmam bütün üniversitelerdeki arkadaşlarımı içine alan geniş kapsamlı bir anketten ziyade örnekleme üzerinden ulaşabildiğim kısıtlı sayıda mühendis adayı arkadaşımla oldu.

Ankete katılan arkadaşlarımın büyük çoğunluğu halihazırda 4 yıl olan mühendislik eğitimi süresinin yeterli ve uygun olduğu konusunda hem fikir çıktı! Açıkçası bu beni şaşırtan bir sonuçtu. Ben 4 değil 14 yıl olsun, mümkünse hiç bitmesin diye bekliyordum. Sebeplerini sonraki paragraflarda açıklayacağım. Sadece elektrik-elektronik ve makine mühendisliği okuyan arkadaşlarım 4 yılın yetersiz olduğunu ve 5 yıl olmasının daha faydalı olacağını belirtti.
Tabi bu sorunun çıkış kaynağını sizinle paylaşmadan çözüm önerilerimi anlatmamın pek faydası olmayacaktır.
Ben de birçok mühendis gibi 4 yıllık lisans eğitimimi tamamlayarak iş hayatıma başladım. Fakat iş hayatıma başladığımda karşıma çıkan sorunlar ve çözüm önerileri konusunda bir fikir sahibi idim ama pratikte bunun nasıl yapıldığı konusunda çeşitli şüphelerim vardı. O zaman kendi kendime “Keşke okulda daha çok uygulama yapsaydım şimdi bunun üstesinden gelirdim” veya “Keşke daha fazla staj yapma imkanım olsaydı bunun nasıl yapıldığı konusunda bir fikrim olurdu” gibi düşünceler geldi. Daha sonra bunu sadece ben mi düşünüyorum derken konuyu paylaştığım arkadaşlarımın da benzer fikirleri olduğunu fark ettim. Buradan hareketle siz değerli okuyucularıma geleceğe dair bir ışık tutmak adına bu yazıyı kaleme almaya karar verdim.
Diğer Ülkelerde Mühendislik Eğitimi Kaç Yıl Sürmekte?
Öncelikli olarak dünyanın diğer ülkelerinde mühendislik eğitim nasıl veriliyor sorusunun cevabını bulmaya çalışalım.
Avusturya’da üniversitelerin lisans eğitimi Türkiye’deki gibi 2 akademik dönem halinde 3 yıl olup, sınıf geçme değil kredili sistem mevcuttur. Avusturya’da üniversitelerin lisans eğitimi 3 yıl olmasına rağmen yabancı öğrenciler, dil eğitimi nedeniyle, Avusturya üniversitelerinden 3.5 veya 4 yılda mezun olmaktadır.
Belçika’da iki tip mühendislik ve iki tip mühendislik okulu mevcuttur. 5 yıllık olan mühendislik okulundan mezun olanlara “ingenieur civil” unvanı verilir. Kolej olarak tanımlanan 4 yıllık eğitim veren okullar da mevcuttur. Ancak “Bologna Deklarasyonu”ndan sonra bitirme dereceleri mevcut ikili yapı korunarak bachelor-master (lisans-yüksek lisans) olarak akademik derecelere dönüşmüştür. Halihazırda mühendislik fakülteleri olarak tanımlanan okullarda 3+2 yıl şeklinde eğitim verilmektedir. Bologna Deklarasyonu’na geçilmesine rağmen bachelor derecesi profesyonel bir dereceyi ifade etmemekte , mezunlar çalışmalarına rağmen master (Msc) programlarına devam etmektedir.
Bulgaristan’da 90’lı yıllarda yaşanan önemli sosyal ve politik gelişmeler sonucunda yüksek öğrenimin çerçevesi ve stratejisinde önemli değişimler olmuştur. En önemli değişim Ulusal Derecelendirme ve Akreditasyon Kuruluşu’nun kurulmasıdır. Bitirme dereceleri bachelor ve master akademik dereceler olarak zorunlu hale getirilmiştir.
Hırvatistan’da diğer Avrupa Birliği ülkelerinde olduğu gibi üniversitelerde bachelor ve master dereceleri 4 yıllık lisans ve 2 yıllık yüksek lisans programları ile verilmektedir.
Çek Cumhuriyeti’nde uzun ve yapısal program olarak adlandırılan iki tip eğitim mevcuttur. Uzun program 5 veya 5.5 yıl süren teknik ve ekonomik üniversite programlarını içermekte ve eğitim sonucunda mühendis unvanı verilmektedir. Yapısal program olarak adlandırılan eğitim türünde ise eğitim 3 veya 4 yıl sürmekte ve eğitim sonucunda lisans derecesi verilmektedir.
Danimarka’da 2005 yılından itibaren “Bologna Deklarasyonu”süreci ile beraber 3+2 yıl modeli ile master dereceli mühendisler yetiştirilirken, 3.5 yıllık eğitimle de bachelor dereceli mühendis yetiştirilmeye devam edilmektedir. Bütün programlarda 1 yıl endüstri stajı ile bitirme tezi hazırlanması zorunlu hale getirilmiştir. Ayrıca tüm mezun mühendisler Danimarka Mühendisler Topluluğu’na üye olması zorunludur.
Estonya’da diğer Avrupa Birliği üyesi ülkelerde uygulanan sisteme benzer şekilde 3 yıllık lisans (bachelor), 1-2 yıllık yüksek lisans (master) programları verilmektedir. Ayrıca doktora programları da bulunmaktadır.
Finlandiya’da eğitim Politeknik Enstitüler ve Üniversiteler tarafından verilmektedir. Üniversitelerin temel amacı, bilimsel araştırma ve ön lisans, lisans ve lisans üstü eğitim vermektir. Politeknik Enstitüler’de ise profesyonel meslek sahibi kişiler yetiştirerek, Ar-Ge çalışmaları yapmaları yönünde eğitim vermektir. Üniversitelerdeki eğitim süresi 3+2 yıl (bachelor+master) sürmektedir. Politeknik Enstitüler’de ise 4 yıl eğitimin sonunda mühendislik lisans derecesi alırlar. Master derecesi için 1 yıl daha eğitim almaları gerekmektedir.
Fransa’da “Grande Ecoles” olarak tanımlanan ve 18. yüzyıldan itibaren geliştirilen bir sistem bulunmaktadır. Sistemin amacı en iyi öğrencileri seçerek hazırlık eğitiminin ardından eğitim verilmesine sağlamaktır. Bu eğitim sisteminde öğrenciler 2 yıl matematik ve fizik ağırlıklı hazırlık okulunun ardından 3 yıl süreyle mühendislik bilimleri, işletme, dil eğitimi ve staj yaparlar. Bu 5 yıllık zorlu eğitimi tamamlayanlar ise mühendislik unvanı almaya hak kazanırlar.
Almanya’da geleneksel mühendislik eğitimi üniversiteler ve Fachhochschule olarak adlandırılan okullarda verilmektedir. “Bologna Deklarasyonu” süreci ile beraber geleneksel dereceler bachelor ve master olarak değiştirilmiş ve kredili sisteme geçilmiştir.
Yunanistan’da 1938 yılında kabul edilen bir yasa ile beraber “Diplomatouchas Michanicos” akademik ünvanı mühendislik için kullanılmaktadır. Mühendislik eğitimi diğer Avrupa Birliği üyesi ülkelerde olduğu gibi kredili sistem olup 5 yıl sürmektedir. Mezun olanların bu unvanı kullanabilmeleri için Yunanistan Teknik Odası’na kayıt olmaları gerekmektedir. Yunanistan Teknik Odası yaptığı sınavda başarılı olanlara bu unvanı vermektedir.
İzlanda’da “Tæknifrædi” olarak adlandırılan 3.5 yıllık programın ardından “Verkfrædi” denilen dereceyi almak için 2 yıl daha eğitim almak gerekmektedir. 5 yıllık bu programın 3 yılı bachelor of science (Bsc), 2 yılı master of science (Msc) olarak “Bologna Deklarasyonu”na uyumlu hale getirilmiştir.
İtalya’da Avrupa Birliği’ne uyumlu hale getirilen eğitim sistemi “Bologna Deklarasyonu” öncesinde 3 yıllık “Diploma” programları ve “Laurea” olarak adlandırılan 5 yıllık programdan oluşmaktaydı. “Bologna Deklarasyonu”ndan sonra ise 3+2 yıl olarak yenilenerek uygulamaya başlanmıştır.

Norveç’te mühendislik eğitimi 2002 yılına kadar 3+2+4 yıl veya 5+4 yıl şeklinde uygulanmaktaydı. 2002 yılından sonra “Bologna Deklarasyonu”na uyumlaştırılan Norveç eğitim sistemi, 3+2 yıl olacak şekilde eğitim sistemini değiştirmiştir. Sadece Norveç Bilim ve Teknoloji Üniversitesi bu yeni sisteme dahil değildir.
Portekiz’de Avrupa Birliği’ne uyumlu hale getirilen eğitim sistemi “Bologna Deklarasyonu”ndan sonra “Licenciado” olarak adlandırılan ilk derece ve “Mestre” olarak adlandırılan ikinci derece olarak eğitim sistemini uygulamaktadır.
Rusya Federasyonu’nda 4 yıllık lisans eğitimi sonucunda ilk derece unvanı (FCD) alınmakta, ilk derece unvana bağlı olarak piyasada çalışılabilmekle beraber ikinci derece unvan (SCD) olarak adlandırılan programlara da geçilebilmektedir. Ayrıca ilk derece unvanı almayı müteakip 1 yıllık eğitim ile yüksek lisans (master) derecesi alınabilmektedir.
Venezuella’da yüksek öğrenim üniversiteler ve teknik okullarda yapılmaktadır. Teknik okullar “Técnico Superior Universitario” unvanı ile teknisyenler yetiştirirken, “Licenciado” unvanı 3 yıllık eğitimle verilmektedir.Mühendislik eğitimi ise 5 yıllık eğitimle sağlanmakta ve “Ingeniero (Mühendis)” unvanı verilmektedir.
Japonya’da enstitülerde 4 yıllık eğitim sonunda lisans (bachelor) derecesi, 6 yıllık eğitim sonunda yüksek lisans (master) derecesi verilmektedir.
Uzun bir ülkeler listesinden sonra dikkat çeken önemli bir nokta sizin de dikkatinizi çekmiştir. Lisans eğitiminin hemen sonunda isteyen herkesin yüksek lisans eğitimine devam etmesidir. Ülkemizde ise birçok sayısal ders almış ve başarılı olmuş öğrenciler yüksek lisans yapmak için tekrardan ALES (Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı) ve YDS (Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavı) sınavlarına girme zorunluluğu bulunmaktadır. Bu konuda yetkililerimizin biraz daha düşünerek bir değerlendirme yapması gerektiğine inanmaktayım.
Sonuç olarak yukarıda anlattıklarım ışığında ideal bir mühendislik eğitimini tarif et derseniz sizlere aşağıda sıralayacağım hususları düşünmenizde fayda var diyebilirim.
Öncelikle gelişen dünyayla beraber globalleşen mühendislik hayatımız bizlere ortak bir dili yani “İngilizce” kullanmayı zorunlu kılmaktadır. Bu nedenle üniversite eğitiminin ilk yılı İngilizce hazırlık sınıfı olmalı derim. Ama bu eğitim gerçekten hem okuduğunu anlayan, anladığını anlatabilen ve bu konuda yorum yapabilen bir seviyede İngilizce öğretmeyi hedeflemelidir.

Sonraki süreçte mühendis adayı öğrencilerin sayıların dünyasına ve karmaşık problemlere alışkanlıklarını geliştirmek adına teori ağırlıklı derslerle geçmesi düşünülebilir. Tabi burada şunu belirtmekte fayda olduğuna inanıyorum. Teorik derslerle kendini geliştiren mühendis adaylarının hangi konuda kendini geliştirmek istediğine karar vermeleri de akıllarından çıkmamalıdır. Çünkü artık staj zamanı yaklaşıyor ve staj bizi hayata hazırlayan önemli bir basamak.
Teorik derslerin tamamlanması ile beraber edinilen bilgilerin pratikle harmanlanması mühendis adaylarının aldığı yolda önemli bir kilometre taşı olacaktır. Bu periyotta laboratuvar ve uygulamalı eğitime ağırlık verilmelidir. Bu sayede teoride öğrendiği bilgileri pratikte gören mühendis adaylarının zihinlerindeki bütün sorulara ve boşluklara cevap bulma imkanı olacaktır.
Burada en önemli nokta ise öğrencilerin yetenekleri, hedefleri doğrultusunda onlara yol gösterecek olan değerli öğretim üyelerimizin üstlenecekleri roldür. Onların yapacağı doğru yönlendirmelerle eksiklerini tamamlayan mühendis adayları artık kendilerini gerçek iş hayatında görme yolunda ilk adımlarını atmalıdırlar.
Yani staj mühendis adayları için belki de en önemli hususlardan biridir. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli nokta bilinçsiz bir staj yapmak yerine staj öncesinde farkındalığımızı arttırarak maksimum faydayı sağlamaktır. Diğer bir konu da staj yapılacak yerin ileride çalışmayı düşündüğümüz iş kolu ile alakalı olmasıdır. Bu bize iş başvurusu yaparken ve daha sonra çalışmayı düşündüğümüz iş kolunda büyük fayda sağlayacaktır. Staj süresine gelince imkan dahilinde mümkün olduğu kadar uzun süreli staj yapmak bize çok büyük bir tecrübe kazandıracaktır.
Ayrıca üniversitelerde mühendislik eğitimi alan öğrencilere kendi alanlarında uzmanlaşmaya yönelik kısa dönemli “Kurslar ve seminerler” verilmelidir. Bununla birlikte mühendislik eğitimi içeriğinin mühendislik ve AR-GE yatırımları yapan şirket ve kurumların taleplerine doğrultusunda oluşturulmasının faydalı olacaktır. Mühendis adaylarının iş hayatına hazırlıklı olması amacıyla “Proje yönetimi, teknik eğitim, problem ve kriz yönetimi, teknolojik gelişmeler” konusunda da eğitim görmesinin faydaları düşünülmelidir.
Siz okuyucularımın da fikirlerini merak etmiyor değilim. Bu konuda fikirlerinizi paylaşırsanız sonraki yazılarımda sizden gelen fikirlerle daha kapsamlı yazılar yazarak siz okuyucularımın huzurunda olmaktan mutluluk duyarım.
Yazıma son verirken Türkiye’deki denizcilik kültürüne ve siz değerli okuyucuların bilgi denizine bir damla katkı sağlamak maksadıyla yazdığım bütün yazıların sonunda sizinle bir denizcilik terimi paylaşmak ve bu sayede yeni bir dil öğrenmenizin yolunu açmak isterim.
CAMADAN/CAMADANA VURMAK : Fırtınalı havalarda rüzgarın yelkenler üzerindeki basıncını azaltmak için yelken yüzeylerini küçültme işlemidir. Bahriyemizde personel savaş yerlerine alınırken pantolon paçalarının çorap içine sokularak takılmaları önlemeye de “paçaları camadana vurmak” denir.