Dünyanın ikinci Türkiye’nin ilk en derin tarımsal üretim ünitesi olan dikey tarım merkezi İstanbul’da açıldı. Tarım ve Orman Bakanlığı ve özel sektör iş birliği ile gerçekleştirilen proje Kağıthane’de bulunan kongre merkezinin -8. katında kuruldu. Merkez sayesinde toprağa bağımlı olmadan 30 metre derinlikte tarım faaliyetleri oluşturmayı amaçlıyor. Toprağı ve suyu koruyarak kimyasalların kullanılmadığı, gübrelerin de kontrollü kullanıldığı fotosentezin LED aydınlatma ile sağlandığı sistem ile şehirlerde kent tarımını hedefliyor.
Neden Kapalı Dikey Tarım?
Endüstriyel tarımın tahrip ettiği toprağın, günümüz şartları sonucunda tarım arazilerinin azalması kapalı tarıma yönelimleri arttırdı. Dikey tarımla kontrollü ortamlarda topraksız tarım teknikleriyle bitki yetiştirmeyi sağlar. Özellikle metrekareye daha fazla ürün hasat elde edebilmek adına katlı raf sistemi kapalı dikey tarımın en önemli avantajıdır. Geleneksel tarıma göre 10 ila 40 kat verim alınabiliyor. Geleneksel tarımda iş makineleri en büyük girdi maliyetleri bu sistemde yok. Kapalı sistemde sıcaklık ve ışık kaynağının ayarı yapıldığı taktirde istenilen ürünün 4 mevsim üretimi yapılabilmektedir. Dikey tarımdaki en çok üretilenler ise; narin, hasadı ve nakledilmesi dikkate ihtiyaç duyulan ürünlerle birlikte raf ömrü kısa ürünlerdir.
Dikey Tarım Merkezinin Amaçları
Yeni nesil teknolojiyle birlikte geleneksel tarımı da koruyarak yapılan tarımın gençlerin dikkatinin çekebilmesi projenin en önemli amacı. Şehrin kendi kendine yeter duruma gelebilmesi kapalı tarımla yani kent tarımıyla mümkün. Türkiye’nin Metropol şehri olan İstanbul’a kendisiyle birlikte toplam 77 ilden sebze ve meyve taşınmaktadır. Toplamda 270 bin kamyonla 170 milyon kilometre yol alıyor. Yapılan taşımacılığın yarattığı çevre kirliliği sonucunda 117 bin ton karbondioksit salınıyor. Üründe tüketiciye 4 günde ulaşıyor. Bu uzun yolculukta lojistikte yaşanan sorunların yanında iklim koşulların farklılığından doğan üründe fire yaşanmaktadır. Ürün maliyeti de tüm bu yaşanan sorunlarda artmaktadır. Tarım ürünlerinde yaşanan tedarik zinciri sorunlarını kapalı dikey tarımla çözülebileceği düşünülmek.
Tarım ve Orman Bakanlığı dikey tarımı ülke genelinde yaygınlaştırmak için sözleşmeli tarımı zorunlu hale getirmeyi hedefliyor. Kağıthane ilçesinde Yeni Kültür Merkezi’nde 700 metrekarelik otopark da kurulan merkezin kurulum maliyeti 4 milyon TL. Kurulumu eylül ayında tamamlanan merkezin ilk hasadı aralık ayında gerçekleşti. Marul, İtalyan fesleğeni, kırmızı kıvırcık gibi ürünler tesisin ilk mahsulleri. Kent tarımında, akıllı tarım teknolojileri kullanılması üretim ve tüketim merkezlerini birleşmiş oldu. Dolayısıyla suyun akıllı kullanımı, lojistik maliyetleri düşürülmesi, üretimde firenin azaltılması ile çevre sorunlarına çözüm yolu aralanmış oldu.
Dikey Tarım ile Akuaponik Farkı
Dikey tarım aslında bir topraksız tarım yani hidroponik sistemdir. Akuponik sistemlerde de bahsi geçtiği gibi aralarındaki tek fark hidroponikte canlı organizma kullanılmamasıdır. Dikey tarımda gübre olarak sıvı gübreler kullanılmadır. Bu yüzden dikey tarım aquaponik sisteme göre daha az teknik personele gereksinim duyulur. Bitki gelişiminin kontrollü takibi ile su sistemi içerisinde azalan besin miktarlarına göre eklemeler yapılarak üretim yapılır.
Glasir: Kentte Dikey Tarım Örneği
Framlab tarafından Brooklyn’de ağaca benzer yapıda inşa edilen dikey tarım alanları geliştirildi. Azalan su ve toprak kayıplarına bir çözüm yolu olarak düşünülen projede aeroponik sistemle yetiştiricilik yapılmakta. Yapıların kentlere inşasıyla çiftçiliği şehir merkezlerine taşıyor. Bitkilerin büyüme takipleri ise drone ve geliştirdikleri yapay zeka sayesinde izlenmekte. Pestisit ve kimyasal gübreler kullanılmayan sistemde 2050 yılında 10 milyona ulaşacağı düşünülen insan nüfusunun gıda ihtiyacını sağlıklı şekilde karşılayabileceği öngörülmektedir.
Kaynakça
- www.tarimorman.gov.tr
- www.grainmart.in
- www.framlab.com/glasir
- shotstash.com

