Plastikler hayatımızın hemen hemen her alanında yer almaktadır. Artan kullanımlarından dolayı da ekolojik açıdan günümüzün en büyük kirleticileri arasındadır.
Endüstriyel faaliyetler ve antropojenik etkiler plastik atık kirliliğinde ki en önemli iki unsurdur. Hammaddesi petrol ve türevi olan plastik atıklar rüzgar, sıcaklık, basınç, sulardaki dalga, akıntı, tuzluluk gibi faktörlerle daha küçük parçacıklara dönüşmektedir. Nanoplastik (NP), mikroplastik (MP), mezoplastik ve makroplastik olarak ayrışan plastikler gözle görünmeyerek tehlike boyutlarını daha da arttırmıştır. Sularda sadece 700 den fazla canlı türünü etkilemekle kalmayıp su yüzeyinde yüzen küçük parçacıkları bulanıklığı ve ışık geçirgenliğini de değiştirerek su ekosistemini birçok şekilde olumsuz etkilemektedir. Bununla beraber üretimleri sırasında kullanılan ağır metaller, ftalatlar, Bisfenol A (BPA) vb. gibi toksik maddelerde dış etkenlerle açığa çıkmaktadır. Çevrelerinde bulunan organik ve inorganik kirleticileri de yüzeylerinde tutarak canlılarda biyoakümülasyona sebep olabilme potansiyeline sahiptirler. Sonuç olarak ekosistemde ki bütün canlılar besin yolu aracılığıyla ve biyoakümülayon sebebiyle de en çok biz insanlar bu zararlı bileşenlere maruz kalmış bulunmaktayız.
Mikroplastikleri yediğimiz gıdalar , tükettiğimiz su gibi faktörlerle vücudumuza aldığımız biliniyordu. Avusturya da yapılan bir araştırmada insan dışkısında mikroplastik tespit edilmişti. Son yapılan çalışmalarda ise ilk kez insan kanında tespit edildiği görüldü. 22 kişi üzerinde yapılan çalışma 17 kişinin kanında mikroplastik tespit edilmesi ile netleşmiş oldu.
Mikroplastiklerin insan sağlığına ne kadar zararlı olduğu tam olarak bilinmese de çevre ve canlılar için endişe verici olduğu kaçınılmaz bir gerçek.
-
Kaynaklar
- www.bbc.com/
- www.dw.com/tr
- tr.euronews.com/
