Başmimar ve inşaat mühendisi olan Mimar Sinan, Koca Sinan diye de bilinmektedir. Kariyerinde önemli eserler verdiği Osmanlı Padişahları, Kanuni Sultan Süleyman, II. Selim ve III. Murat dönemlerinde 49 yıl süre ile başmimar olarak görev yaptı. Mimar Sinan, yapıtlarıyla geçmişte ve günümüzde dünyaca tanınmaktadır. Sinan’ın 80 yaşında yaptığı ve ustalık eserim olarak adlandırdığı Selimiye Camii gerek Mimar Sinan’ın gerekse Osmanlı Mimarisi’nin en önemli yapıtlarından biri olmaktadır.
Selimiye Camii Tarihçesi
Osmanlı Devleti’ne başkentlik yapan Edirne ile özdeşleşerek bu kentin simgesi haline geldi. Selimiye Camii dünyanın gelmiş geçmiş en dahi mimarlarından Mimar Sinan’ın eseri olmaktadır. Osmanlı padişahı II. Selim’in Mimar Sinan’a yaptırdığı ve Koca Sinan’ın da ustalık eserim dediği camidir. İhtişamlı görüntüsüyle dikkat çeken Selimiye Camii’nin yapımına 1568 yılında başlandığı ve yaklaşık 15 bin kişinin çalıştığı bilinmektedir. Caminin 27 Kasım 1574 Cuma günü açılması planlandı. Fakat II. Selim’in vefatının ardından 14 Mart 1575’te ibadete açılabildi. Mülkiyeti Sultan Selim Vakfı’na ait olmaktadır. Bugün şehrin merkezinde bulunan caminin yapıldığı alanda inşasına Süleyman Çelebi döneminde başlanan, sonradan Yıldırım Bayezid’in geliştirdiği Edirne’nin ilk sarayı bulunmaktaydı. Bu alan Sarıbayır veya Kavak Meydanı diye de bilinmektedir. 2000 yılında UNESCO tarafından Dünya Mirası Geçici Listesi’ne dahil edilen Selimiye Camii, 2011’den bu yana ise Dünya Mirası olarak yer almaktadır.

Tasarımı ve İnşaatı
Selimiye’yi inşa ederken başlıca amaçlarından biri, onu Osmanlı camilerinin çoğunda kullanılan tekniklerden uzak tutmaktı. Daha küçük kubbeler ve yarım kubbelerin oluşturduğu ayrı kütleler topluluğu olarak inşa etmek istemedi. Çünkü amacı içeriden ve dışarıdan bakıldığında tek bir bütün olarak görünmesini sağlamaktı. Bir tepe üzerinde bulunan Selimiye’de daha önce hiçbir camide görülmemiş teknikler kullanıldı. Cami iç bölümüyle 1.620 metrekarelik tümüyle 2.475 metrekarelik bir alanı kaplamaktadır. Mimarlık tarihinde en geniş mekana kurulmuş yapı olarak nitelendirilmektedir.

Kubbe Tasarımı
Daha önceki kubbeli yapılarda, asıl kubbe kademeli olarak yarım kubbelerin üzerinde yükselmektedir. Selimiye Camii ise 43,25 metre yüksekliğinde, 31,25 metre çapında, tek bir lebi ile örtülmektedir. Bu sayede, Selimiye Camii yapılana kadar en büyük kubbeye sahip olan Ayasofya’yı da geride bıraktı. Kubbe, 8 sütuna dayanan bir kasnak üzerine oturtturulmaktadır. Kasnak, fil ayaklarına 6 metre genişliğinde kemerlerle bağlanmaktadır. Mimar Sinan, bu şekilde örttüğü iç mekana verdiği genişlik ve ferahlıkla birlikte mekanın bir kerede kolayca anlaşılmasını sağlamaktadır. Kubbe aynı zamanda camiinin dış görünüşünün ana hatlarını da belirlemektedir.

Minare Tasarımı
Malzeme olarak kesme taş kullanılan camide dört köşesinde minare bulunmaktadır. Her biri 380 santimetre çapındaki minareler yaklaşık 71 metre yüksekliğindedir. Minarelerin alem dahil yükseklikleri 85 metre olarak bilinmektedir. Ana giriş kapısının iki yakınındaki minarelerin şerefelerine üç ayrı yoldan çıkılmaktadır. Diğer iki minare tek merdivenlidir. Üç şerefesi bulunan kuzey kısmındaki iki minareye çıkan üç kişi aynı anda çıkmaları halinde birbirini görmeden üçüncü şerefeye kadar ulaşabilmektedir. Mimar Sinan’ın bu tekniğe gömlekleme adını verdiği bilinmektedir. Öndeki iki minarenin taş oymaları çukur, ortadaki minarelerin oymaları ise kabarıktır. Minarelerin kubbeye yakın olması, camiyi göğe doğru uzanıyormuş gibi göstermektedir. Bu caminin en büyük özelliği Edirne’nin her tarafından hatta Yunanistan’ın belli bölgelerinden görünmesidir.

İç Tasarımı
Cami, mimari özelliklerinin erişilmezliği yanı sıra taş, mermer, çini, ahşap ve sedef gibi süsleme özellikleriyle de son derece önemli olmaktadır. Mihrap ve minberi mermer işçiliğinin başyapıtlarındandır. Ortasındaki 12 mermer sütuna oturan müezzin mahfili, altın varaklı kalem işleriyle klasik dönemin en güzel örneklerindendir. Yapının çini süslemelerinin, Osmanlı ve dünya sanatında ayrı bir yeri bulunmaktadır. 16. yüzyıl çiniciliğinin en güzel örnekleri olan bu çiniler, sıratlı tekniğinde olup İznik’te yapıldı. Müezzin mahfilinin Selimiye’de devasa bir harimin olması nedeniyle tam kubbenin ortasına, harimin ortasına konumlandırıldığı görünmektedir. Bunun yanı sıra Mahfilin altında sekizgen şadırvan yer almaktadır. Bunun üzerinde ise büyük bir çarkıfelek bulunmaktadır. Çarkıfelek Türk-İslam eserinin süslemesinde kullanılan bir unsur olmaktadır. Ancak Selimiye’deki çarkıfelek oldukça büyük olarak göze çarpmaktadır. Mimar Sinan, çarkıfelekle motifiyle, Allah’tan gelen her şeyin Allah’a dönecek olmasını ve sonsuzluğu sembolleştirdi.


Ters Lale Motifi
Selimiye Camii’nde bulunan ters lale motifi ziyaretçilerin en çok dikkatini çeken ayrıntılardan birisi olmaktadır. Rivayete göre, caminin yapılacağı arsa üzerinde bir lale bahçesi bulunmaktaydı. Bu arsanın sahibi, başlarda arsasının satılmasını istemedi. En sonunda, Mimar Sinan’dan camide bir lale motifi olmasını isteyerek arsasını sattı. Bunun üzerine Mimar Sinan da lale motifini ters olarak yaptı. Lale motifi bu arsada bir lale bahçesi olduğunu, ters olması ise sahibinin tersliğini temsil etmektedir. Fakat bu bilgi tarihçiler tarafından yalanlanmaktadır. Tarihçilere göre Mimar Sinan’ın torunu Fatma’nın vefatından sonraki üzüntüsü kalfaları, çırakları ve çalışan işçiler tarafından açıkça fark edilmekteydi. Çıraklarından bir tanesi Koca Sinan’ın bu üzüntüsünü temsil etmek için 12 ayaklı müezzin mahfilinin sol ön ayağı içine gizlice ters lale motifini yaptı. Hatta Mimar Sinan’ın isteği üzerine torunu Fatma’nın mezar taşına boynu bükük lale motifi yaptırdığı da bilinmektedir.

Günümüz Teknolojisiyle Yerden Isıtma Sistemi
Tabanında hamamın sıcak sularının geçtiği kanallar bulunmaktadır. Selimiye Camii’nin asırlar önce yapılan yerden ısıtma sistemi de Koca Sinan’ın ne denli bir deha olduğunu göstermektedir. Bu su kanalları, caminin içinin soğuk olmaması için hamamın sıcak suyunun caminin altı boyunca dolaşmasını sağlamaktadır.
İs Adası
Geçmişte cami kandillerle aydınlatılmaktaydı. Mimar Sinan, cami içindeki kandillerden çıkan isleri süslemelere ve kubbeye zarar vermemesi amacıyla bir bölgeye toplayacak hava akımını hesaplayarak, isleri, caminin ana giriş kapısının üzerinde bir odaya topladı. Bu isler, caminin içerisini çevreleyen tezyinat işlemeleri ve hattatların kullanması için mürekkep yapımında kullanıldı. Bazı kaynaklarda Mimar Sinan’ın hava akımını is odası yönünde sağlamak için Selimiye Camii’ni is odası merkezli yaptığı belirtilmektedir.
Kaynakça
- tr.wikipedia.org
- edirne.ktb.gov.tr
- Talha Uğurluel- Tarihten Hikayeler