Günümüzde jet motorlu savaş uçaklarının bir ülkenin taarruz gücünü belirleyen önemli rollerden birini üstlendiği su götürmez bir gerçek. Son yarım asırda havacılık teknolojisinin ivmeli gelişimiyle beraber adını çok duyduğumuz gerek ileri teknolojiye ve tasarıma sahip Amerikan savaş uçakları gerekse manevra kabiliyetiyle adından söz ettiren Rus savaş uçakları kuşkusuz çoğu kişide ilgi uyandıran birer donanıma sahipler. Hal böyle olunca her ileri teknoloji bir cihazda ya da bir makinede aklımıza gelen o soru tekrar kafamızı kurcalamaya başlıyor; “ Bunu ilk kim düşünmüş acaba ? ”.
Cevap gayet basit. Zeplin, benzinli motor, dizel motor gibi birçok buluşa imza atan Alman mucitler bu işe de el atıp ilk muharip jet motorlu savaş uçağı olan Messerschmitt ME 262’ye imza atmışlar. Aslında jet motorunun fikir babası İngiliz mühendis Frank Whittle olarak bilinir. Fakat İngilizlerin bu icadı kullanabilmesi o dönem için teknolojilerinin Almanlardan daha iyi olduğunu nispeten gösterir nitelikte olsa da İngilizler 2. Dünya Savaşında jet motorlu savaş uçaklarını cepheye sürmediler. Bu durum Almanlar için kendi jet savaş uçaklarını üretip savaşta aktif rol oynama, yani bu uçağa “ilk” ve “muharip” sıfatlarını yakıştırma fırsatını yarattı.
Tarihsel Bakış
Willy Messerschmitt, 1939’da BMW ile ortak bir jet motorlu savaş uçağı geliştirmek için çalışmalara başladı. Nihayetinde 1941 yılında uçabilir durumda olan bu hava aracı ortaya çıktı. Fakat Almanların genel kanısı pervaneli uçakların yeterli olduğu yönündeydi ve bu yüzden yeterli ilgiyi görmedi. İlk üretildiğinde Almanlar gerek motor gerek aerodinamik yapı olarak büyük sorunlar yaşadılar. Sonunda motoru fazla zorlamayacak, manevra yeteneklerine sahip olmasına gerek kalmayacak bir bombardıman uçağı olmasını kararlaştırdılar. Almanların savaşta zor durumda kalması, önceden yeterli ilgi gösterilmeyen bu uçağa olan ilgiyi artırmaya başladı. Büyük bir ivedilikle -motorunda bazı eksiklikler olsa da- uçağı seri üretmeye başladılar. İlk kullanışlarında da başarılı olmuşlardı. Fakat uçağın bu ilgiyi görmesi savaşın neredeyse sonlarına gelmesi, Almanların bu uçakların bakımını yapabilecek tesislerinin yetersiz olması ve Almanya’nın savaş yaralarının derin olması artık bu uçakların da zamanla bir vitrin mankeninden farkı kalmamasına sebep oldu.
Teknik Özellikler
Bu kadar tarihle karışık teknik bilginin ardından artık tamamen teknik bilgilere yönelmenin tam zamanı. Öncelikle döneminin rakipsiz özelliklerinden biri olan tırmanma hızından bahsedelim. Bu uçağın tırmanma hızı tam tamına 1200 m/dk. Mürettebatı tek kişi olan bu uçağın diğer bazı özellikleri ise şöyle;
Uzunluk: 10,6 m Boş ağırlığı: 3795 kg
Kanat açıklığı: 12,6 m Dolu ağırlığı: 6473 kg
Yüksekliği: 3,5 m Maks. Kalkış Ağırlığı: 7130 kg
Kanat alanı: 21,7 m² Menzil: 1050 km
Silahlar: 4×30 mm MK 108 topu Roketler: 24×55 mm R4M roketi
Bombalar: 2×250 kg ya da 2×500 kg bomba (Uçağın A-2a versiyonu için)
Döneminin lider bazı özelliklerine de sahip bu uçak kısa vadede başarılı olmuşsa da savaş yıllarındaki Almanya’nın zor durumunda çok da etken bir rol oynadığı söylenemez. Bunun en büyük sebeplerinden birisi de sizin de tahmin edebileceğiniz gibi zamanlama hatası. Genel anlamda bu uçağın yanlış zamanda ve yanlış yerde üretildiğini söylersek muhtemelen yanılmış olmayız. Ama yine de bu uçağın öncü niteliği taşıdığı ve piston motorlu savaş uçaklarının kariyerini zora soktuğu bir gerçek.
Kaynakça:
- airandspace.si.edu
- www.wikipedia.org
- www.tayyareci.com



